|
AKP; Kasım 2002 seçimlerini kazandığında 15 aylık bir partiydi,
geçmiş 15 yılın banka- medya-enerji üçgeninde devleşen
yolsuzluk pisliğini küfesinde taşımıyordu. AKP’de, banka
batıranlara, hortumculara rastlanmıyordu. AKP,
iktidara gelirken iki önemli konuya vurgu yaparak, geniş toplumsal
kesimlerden ciddi destek sağladı: ‘yoksulluk ve yolsuzluk’
Geçmiş 15 yılın pisliğini heybelerinde taşıyan partiler
seçimlerde tasfiye oldu. 15 yılın yolsuzluğu ve
yoksulluğu da AKP’yi yarattı.Türkiye’nin 90’lı yılları,
banka-medya vahşetinin zirveye tırmandığı yıllar oldu. Türkiye,
banka ve medya sahipliğinin yolsuzlukla iç içe geçtiği ahlaksız bir
dönemi yaşadı.
Banka sisteminin Türkiye’ye maliyeti, Dünya Bankası raporlarına
göre -İmar hariç-milli gelirin %35’ine ulaştı. BDDK Başkanı’nın ve
Hazine Müsteşarı’nın, TBMM araştırma komisyonuna yaptıkları
açıklamalara göre bu rakam, 77 milyar dolara tırmanmış
durumda. (kamu 22,özel 55) Banka yolsuzlukları, yüksek mali
kayıpları yanında, onarılması çok güç ahlaki yaralar
da açtı.
Banka ve medya sahipliğinin oluşturduğu bu yolsuzluk
girdabında, -adına merkez siyaset dedikleri herneyse -hepsi
boğuldular. AKP, 90’lı yıllar boyunca yaşanan tüm
yolsuzlukların sonucunda doğdu. Yeniydi, 90’ların finans
çirkefinde yoktu. Banka maliyetinin hesabını soracağını,
medya ve banka sahipliğine ilişkin düzenlemeler yapacağını
söylüyordu.
AKP’nin TURNUSOLU
Bu nedenle geniş toplum kesimleri ile iletişim kurdu ve
destek sağladı. Bu iki konu, AKP’nin ‘diğerlerinden’
farklı olup olmadığını da belirleyecekti. Banka ve medya
faturaları konusunda alacağı tavır, AKP’nin
turnusolüydü. AKP, bu iki konuda sözünü yerine getirmezse,
öncekilerin faturasını da üstlenmiş olacaktı. AKP
iktidarının 20. ayı doluyor. İki konuda da, ciddi bir gelişme yok.
Aksine, durumu kabullenme yolunda bir rota değişikliği de
hissediliyor. Ne sahiplilik meselesi çözülmüş, ne de bankaları
batıranlardan ciddi bir hesap sorulmuş vaziyette.Toplumsal vicdan ve
ahlak, AKP Hükümetinin bu konuda atacağı adımları bekliyor,
dikkatle izliyor. AKP hükümetinin; AB,
Kıbrıs, Irak, demokratikleşme, sivilleşme gibi pek çok alanda olumlu
adımlar atmasına karşın, yolsuzluk ve yoksulluk üzerine mesafe
alamadığı görülüyor.AKP lideri vatandaşa, ‘ülkenin mali
vaziyeti çok kötü, hükümetimizden hemen bir şey
beklemeyin, 2 sene sonra sizi rahatlatacağım, yapamazsak ,
bizden hesap sorun’ demişti. Bu süre Aralık’ta doluyor.
Aralık’ta, AB için de karar
veriliyor. Ancak, Türkiye AB üyeliği sürecine
girse de, bu sorular ve sorunlar ortadan kalkmıyor.Yolsuzluk ve
yoksullukta alınacak mesafe ile, AB üyeliği gerçekleşiyor. 77 milyar
dolarlık banka-medya rezaletinin hesabı sorulmadan, bu
iki alan olması gereken biçimde düzenlenmeden, yolsuzluklara
karşı sadece nutuk atmakla, AB yolunda ilerleme
sağlanamıyor.
9 adet uyum paketi ile pek çok konuda özgürlük ve
demokratikleşme sağlandı.Ceza yasaları düzenleniyor, anayasa
değişiklikleri yapılıyor, alkışlıyoruz . DEP’ liler özgürlüğünü
kazanıyor, çok güzel, ancak nerede medya- banka
yasaları, nerede bunların uyumu, nerede milyarlarca dolarlık
yolsuzluğun hesabı? Ana dilde eğitimi ve yayını
gerçekleştireceğiz, ancak ana dilde soygundan hesap
sormayacağız. Geçiniz efendim.
|