|
Yıllar
önce İtalya’da temiz eller operasyonunu yöneten Antonio
Di Pietro ile
görüşmüştüm. Bu sözcüğü de, ilk
ondan duymuştum. Tangentopoli;
tangente (yolsuzluk-rüşvet,
hırsızlık) ve polis (kent) kelimelerinden oluşan birleşik bir sözcük,
yolsuzluklar diyarı anlamına geliyor.İtalya’nın yolsuzluk-rüşvetle
yönetildiğini anlatmak için kullanılıyordu. 90’ların başında
İtalya süpürgeyi eline alan ilk ülke konumundaydı.Tangentopoli
olarak adlandırılan yolsuzluklar diyarı;
şirketlerle, politik ve bürokratik sistem arasındaki ilişkinin
yozlaşması ile ortaya çıkan bir düzendi. İtalya Tangentopoli’den kurtulmak için ciddi irade gösteriyordu. Öncelikle
vatandaşta, Tangentopoli’ye ilişkin sosyal bilinç ortaya çıktı.Yolsuzluklara karşı bayrak
açan 2 yargıcın öldürülmesinden sonra sokak kaynamağa başladı.Sokağa
ilk dökülenler, adalete ilk
susayanlar gençlerdi.Vatandaşın ve sokağın baskısı, sınırlı sayıda
olan özgür basını da harekete geçirdi.Bu gelişmeler,
parlementoyu yolsuzlukla mücadeleye ilişkin
düzenlemeleri yapmaya zorladı.
Özerk yargı organları,
soruşturma ve yargılama usulleri geliştirildi.Polis teşkilatının
üstlerine bağlı kalmadan, yargı makamları ile yakın işbirliğinde
çalışmasını sağlayacak düzenlemeler yapıldı.Yolsuzluklara karşı
uzmanlaşmış yargı ve güvenlik elemanları yetiştirildi..Tüm bu gelişmeler
İtalya’da yolsuzluğu,rüşveti tamamen kurutmuş değildir.Ancak önemli
mesafeler alınmış, yolsuzluk ortamının tekrarını önleyen mekanizmalar
kalıcılaştırılmaya çalışılmıştır.
İSYAN ETMEK İÇİN
KIYAMET GÜNÜNÜ BEKLEMEYİN
Savcı
Di Pietro, görüşmemizde
‘isyan etmek için kıyamet gününü beklemeyin’ diyordu.Türkiye, son
15 yıl içinde yolsuzluk sistemi içinde yüzdü. Türkiye’de yolsuzluklarla
yoğrulmuş hasta bir demokrasiye , yozlaşmış bürokratik ve siyasal
sisteme karşı isyan geliştirilemedi. Enerjide, bankacılıkta,medyada,özelleştirmede,tahsislerde,alt
yapı yatırımlarında,silah teçhizat alımlarında, sayısız kıyamet
günü yaşandı.Mafya,siyaset ve asker sivil bürokrasi üçlemeleri ile
geçen bir dönemdi.
77 milyar doları bankacılıkta
olmak üzere, on milyarlarca dolara ulaşan, mali kayıplara neden
olan, karanlık bir Türkiye yaratıldı.Düzgün bir demokrat sol siyaset
üretilemediği içinde, bu bataklık
AKP’yi doğurdu. Vatandaş,
karanlığın sorumlusu olarak gördüğü partileri cezalandırdı ve AKP’yi denemek istedi, oylarıyla isyan etti.Yolsuzluklardan
hesap sormak, AKP’nin kullandığı en önemli
temalardan biriydi.
Şimdilerde AKP Hükümeti,
Yolsuzluklarla Mücadele Yasası çıkartıyor.Yasayı incelediğinizde,
önceki yolsuzlukların affı meselesi hariç,diğer ülke deneyimlerinden
önemli ölçüde yararlanıldığını görüyorsunuz.AKP hükümeti yasaya eklediği hükümlerle daha önce yapılan
yolsuzlukları affetme yolunu seçiyor. ‘Bastır parayı, yaptığın
yolsuzluk affedilsin!’diyor.Bindiği dalı kesiyor.
Yolsuzlukla
mücadele deneyimleri, yolsuzlukları affetmenin, mücadele etmek için çıkarılan
yasaların değerini ortadan kaldırdığını gösteriyor.Yasa çıkartmakla sisteme
olan güveni artırmayı amaçlıyorsunuz, ancak getirdiğiniz aflarla, mevcut
güvensizliği daha da derinleştiriyorsunuz.
Kıyamet olmadan
isyan edemedik, ancak
yolsuzlukların affedilmesine isyan edebiliriz.Eskimiş sütunların arkasında
ağlamayı bırakıp, yolsuzlukların affına karşı
toplumsal iradeyi harekete geçirelim.Gazetemiz yöneticilerinin ve
okurlarımızın nazarı dikkatini bu konuya
çekmek istedim.İyi haftalar efendim.
|