|
Fransız filozof Edgar
Morin'le ilk merhabam, 1988 yılında Şirin Tekeli tarafından
Türkçe'ye çevrilen Avrupa'yı Düşünmek adlı kitabı ile olmuştu.
Morin'in bu kitabından oldukça etkilenmiş, kitabı yakın çevreme
sürekli tavsiye etmiştim. Günün birinde Morin'le tanışmak,kendisiyle
söyleşi yapmak isteğimi yıllar sonra gerçekleştirme imkanını buldum.
Sevgili gazeteci arkadaşım Zeynep Atikkan, 1997 Luksemburg kararları
sonrasında, kendisi ile ilk söyleşiyi gerçekleştirmiş ve kapıyı
aralamıştı. 19 yıldır yayınlamakta olduğum dergi adına yaptığım
söyleşiyi, NTV'de de yayınlamıştık.
Sosyolog,antropolog,tarihçi
ve iktisatçı kimlikleri bulunan Morin, çağımızın en önemli
düşünürlerinden birisidir. 83 yaşındaki filozof,yaşamı boyunca insan
bilimlerinin temel sorunlarına çözümler üretmeye çalışmıştır. Önce
Nazizme karşı direnme hareketinde katılmış, sonra Stalinizme karşı
gelişen harekette yer almış, siyaset sahnesinde hem tanık, hem de
taraf olmuştur. Kasım 1998 yılında Paris'te buluştuğumuzda ,
konuşmamızın ağırlığı Türkiye'nin Avrupalı kimliği üzerine
olmuştu.
Türkiye'nin hem
Asya'da, hem de Avrupa'da olmasının Avrupa için olumlu olduğunu
işaret eden Edgar Morin , iki kutuplu Türkiye'nin dışlanmasının,
anti- laik bir dünyaya kapanmasına neden olabileceği tehlikesine
işaret ediyor ve 'Türkiye'nin güçlü bir dinsel geleneği ve de güçlü
bir laik yapısı vardır,Türkiye bu ikili yönü geliştirecek ülkedir'
diyordu.
OSMANLI ve
TÜRKİYE AVRUPA'LIDIR
Morin, İstanbul'un
fethinden bile önce, Osmanlının batıyla ciddi ve derin kültürel
bağlarının olduğunu, Osmanlıda dinsel hoşgörünün bulunduğunu,
dinlerin sürmesine izin verildiğini, bu özelliğiyle imparatorluğun
uygarlaştırıcı bir işlevi olduğunu belirtiyor ve Osmanlının Avrupalı
olduğunu ileri sürüyordu. Batıda dinsel hoşgörünün laiklikle
başladığını altını çizmesi de, diğer önemli bir husustu. Osmanlıdan
intikal eden bu gerçekliğe, laiklik boyunun eklenmesiyle birlikte
Türkiye'de Avrupa'lıdır diyordu. Morin, Avrupa düşüncesinin
laiklikle ve laikliğin hoşgörüsüyle tanımlandığını, Türkiye'nin bu
tanıma uyduğunu belirtiyordu.
Avrupa sınırlar toplamı
mıdır,yoksa kültürler bileşkesi midir? Morin'e göre; 1- Avrupa'yı
net ve mutlak sınırlarla tanımlamak doğru olmaz 2-Avrupa islamla
entegre olmadan kurulamaz 3- Bu nedenle Türkiye'nin pozisyonu çok
önemli 4-Hristiyanlık, diğer dinlere hoşgörülü olamadığı için,
Batı'daki hoşgörü kavramı din dışına kaymıştır 5-Oysa ilginç olan şu
ki, hoşgörülü olan islam, laikliği toplum hayatına mal edememiştir
6- Bunu tek başaran Türkiye oldu.
TARİH
BİLİNMEZSE
Edgar Morin, Osmanlının
geçmişinin ve Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme davasını savunmayı
benimseyen bir düşünür.Kendisine, Osmanlı ve Türkiye üzerine derin
ilgisinin nedenini sormuştum.İlgisinin başlangıçta rastlantısal
olduğunu annesinin , babasının ve öncellerinin yüz yılı aşkın bir
süre Selanik'te Osmanlı vatandaşı olarak yaşadıklarını
söylemişti.
6 yıl önceki
söyleşimizde Morin ; Avrupa'lı entellektuel ve yöneticilerin, Avrupa
tarihinin bütününü bilmediklerini, Orta ve Doğu Avrupa tarihlerinin
onlar için soru işaretleri taşıdığını, Osmanlı ve Türk tarihine çok
yabancı olduklarını anlatmış, nedenleri üzerine çözümlemelerde
bulunmuştu.
'Tarihi bilmeyenler
tabii ki uygarlıktan habersizlerdir' diyordu.
Bugün, bende önemli
izler bırakan Edgar Morin'i tanıtmaya, nazarı dikkatinizi, onun
tezleri üzerine çekmeye çalıştım.İyi haftalar efendim.
|