|
Zenginin gelirinin
yoksuldan 7 kat fazla olduğu bir Türkiye'de yaşadığımızı Dünya
Bankası raporları söylüyor.Kentsel nüfusun, yüzde 17 'si yoksulluk
sınırının altında yaşamakta, yetersiz beslenmekte, temel eğitim ve
sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadır.Bu oran 1994'te yüzde
6'ydı.
Nüfusunun yüzde 35'nin
kırsal kesimde yaşadığı ülkemizde, mali krizin çok yüksek sosyal
maliyeti olmuştur.İşsizlerin nüfusa oranı olarak tanımlanan işsizlik
oranı,1998'de yüzde 6.4 iken, 2004 yılının ilk çeyreğinde 12.4'e
yükselmiştir.İşgücüne katılma oranı olarak adlandırılan, yani iş
gücüne katılma arzusunda olanların, iş arama teşebbüsünde
bulunanların sayısında ise azalma söz konusudur.Bu oran geçen sene
yüzde 50'ler seviyesindeyken, 45'lere gerilemiştir.
Bu durum; işsiz, ama iş
aramaktan vazgeçen, iş bulma umudunu kaybedenlerin gittikçe
arttığını gösteriyor.Son bir yıl içinde, onbeş yaş üstü nüfus,
1milyon, 81 bin kişi artarken, işgücüne katılan kişi sayısı 356 bin
azalmıştır. İşgücüne dahil olmayan kişilere son bir yıl içinde 1
milyon 250 bin eklenmiştir.
En çok nüfusun istihdam
edildiği tarım ve hizmetlerde ise durum fecidir.Bu sektörlere
çalışanların sayısı 1999 yılına göre 3 milyon azalmıştır.İstihdam
piyasasında yaşanan daralma, birim işgücü maliyetlerinin düşmesine,
reel ücretlerin gerilemesine neden olmuştur.Reel ücretlerde azalma,
dış satımın rekabet gücünün artmasında ve korunmasında en önemli
unsurdur.Büyüme ve üretimin artmasında en önemli etken, reel
ücretlerde yaşanan gerileme olmaktadır. Yatırımlar artmadan,istihdam
artmadan,daha az kişiyle, daha az ücretle, daha fazla üretim
yapılarak verimlilik artırılmıştır.
BORÇ
ÖDENİYOR
Nüfusumuzun 49,5
milyonu, 15 yaş üstü çalışabilir yetişkinlerden oluşmaktadır.Bu
yetişkin kesimin 26,7 milyonu, işgücü piyasasına dahil değildir.Yani
bu kadar büyük kesim, çalışabilir olduğu halde istihdam
edilememektedir.İşgücü piyasasını, istihdam edilenler ve iş arayan
nüfus oluşturur.Çalışabilir erişkin nüfusun yüzde 54'ü, işgücü
piyasasında yoktur.İşgücü piyasasına dahil olmayanlar gittikçe
artmaktadır.Son 3 ay içinde 705 bin kişi iş aramaktan vazgeçip
umutsuzlar ordusuna katılmıştır.
Uluslararası rekabetin
ve dış satım artışının sürdürülebilmesinin reel ücret gerilemesine
ve baskısına bağlı olduğu ülkemizde, devlet çalışan kesime kaynak
aktaramamaktadır.Devletimiz kaynaklarını, kamu borcunu ödemekte
kullanmaktadır.Tahsil edilen vergiler, devlet bonolarının
sahiplerine karşı yükümlülüğü yerine getirmeye kullanıldığı için,
sosyal programlarda ve ücretlerde reel bir artış söz konusu
olamamaktadır.
Kamu borç stoğu ve
ödenen faizler nedeniyle, gelir dağılımı gittikçe bozulmakta ve
derin uçurumların oluşmasına neden olmaktadır.Sorun gelip kamu
borcuna ve bu borcun alacaklılarına dayanmaktadır.On binlerle ifade
edilen bu kesime, devletin yükümlülüğünü yerine getirme mecburiyeti,
on milyonlarla ifade edilen kesimlere olan yükümlülüklerini
mecburiyetsiz kılmaktadır.Yüksek iç ve dış borçlara sahip ve sermaye
hesapları açık ekonomilerde artan işsizlik ve yoksulluk, umutsuzlar
ordusunu hızla çoğaltmaktadır.
AKP iktidarı
vatandaştan 2 yıl süre istemiştir.Kasım ayında 2 yıllık süre
dolmaktadır.Ücretler gerilemiştir, işsizlerin ve iş aramaktan
vazgeçenlerin, yani umutsuzların sayısı artmıştır.Umutsuzların
oylarıyla iktidara gelen AKP hükümetinin geleceği, 2005 yılında
umutsuzlar için yapacaklarına bağlıdır.
|