İNTERNET BASKISI  20 Ağustos 2004 
 HAVA DURUMU | KÜNYE |  ARŞİV-ARAMA |    |  sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Magazin
 Yazı Dizisi
 Röportaj
 Ekonomi
 Çalışma Yaşamı
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Kültür Sanat
 Spor
 Yaşam
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

405. Hafta
  05 06 14  
  16 24 37  

166. Hafta
  14 17 21  
  25 33 11  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge   alibilge@birgun.net

İlaca dayalı sağlık harcamaları

-15/08/04-
Bir ülkenin sağlık harcamaları, iktisadi gelişmeyi doğrudan etkileyen harcamalar olarak değerlendirilir. Sağlık harcamalarının miktarının ve niteliğinin yükselmesi, yaşam süresini uzatıyor. Ayrıca, çok önemli bir sağlık harcaması olan koruyucu sağlık hizmetleri yoluyla, büyümeye uzun dönemli katkıda bulunuyor, sosyal fayda sağlıyor.

 

Türkiye'de sağlık harcamaları; genel olarak Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve sosyal güvenlik kuruluşları aracılığı ile yapılıyor.

1996 yılında, toplam kamu sağlık harcamalarının GSMH içindeki payı, % 2.7 iken, Bu pay, 1997'den itibaren artarak, 2002'de %5.2'ye, 2003'te de % 4.5' e ulaştı. Peki; toplam kamu sağlık harcamaları –2001 krizine rağmen- nasıl arttı? Harcamaların kurumsal dağılımına bakıldığında , bu artışın Sağlık Bakanlığı bütçesinden, yani konsolide bütçe sağlık harcamalarından değil, sosyal güvenlik kurumlarının (SGK) harcamalarından kaynaklandığını görüyorsunuz.Toplam sağlık harcamalarının yarısından fazlası, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK tarafından yapılıyor. SGK'nın, ilaç-eczane harcamaları ise , toplam harcamalarının %52'sini oluşturuyor. SGK'lar 2003 yılında 3 milyar 847 milyon dolarlık ilaç harcaması yaptılar. Ne dersiniz? Yerlisi, yabancısı için, ne kadar iştah açıcı bir pazar değil mi?

 

KRİZDE HARCAMALAR ARTIYOR

İlginç bir durum da 2001-2002 yıllarında gözüküyor. Krize rağmen sağlık harcamaları artıyor, harcamaları artan kuruluşlar yine SGK'lar. Peki, hangi kalemler artıyor? Yine, ilaç- eczane harcamaları. Sadece SSK'nın ilaç harcamaları, 2001'den 2002'ye, %89 artmış. Dönemin hükümetinin, yaşanan krizin daraltıcı ve harcama kısıcı etkilerine rağmen, birikmiş ilaç borçlarını şirketlere ödemiş olduğu anlaşılıyor, bu nedenle sağlık harcamaları artmış gibi gözüküyor. 1996-2003 döneminde yaşanan artış, kağıt üzerinde olumlu gözükmekle birlikte, başlı başına olumsuz bir tabloyu önümüze koyuyor. Koruyucu sağlık hizmetlerini içeren artışlar yok, ilaç ve tedavi edici hizmetler aşırı yüksek!!

 İlaç tedavisine gelene kadar olan koruyucu süreçte, her nedense harcamalar artmıyor! Hemen ilaç tedavisine başlanıyor, dolayısıyla yüksek ilaç harcama kapasitesine ulaşıyorsunuz, daha sonra sıra operasyonlara geliyor. Operasyonlar, 2. yüksek maliyetli harcama kalemini oluşturuyor. SSK'nın, ilaç ve ameliyat harcamaları toplamı, toplam harcamalarının % 89'unu oluşturuyor. Koruyucu sağlık hizmetleri artmıyor, reel bir gelişme olmuyor. Çünkü, Sağlık Bakanlığı bütçesi artmıyor. Ülkemizde Bakanlık, koruyucu sağlık hizmetlerini üstleniyor.

Türkiye'de; koruyucu, uzun dönemli ve daha az maliyetli sağlık politikası yerine, ilaca-operasyona dayalı ve öncelik veren , yüksek maliyetli sağlık stratejisi tercih ediliyor. Uzmanlara göre bu bir harcama kalitesizliği göstergesidir, politikasızlıktır. Yani, sağlık harcamalarımız sağlıksızdır!

Sağlık sistemimiz tedavi edilemez mi? Yapılması gerekenler Dünya Bankası tarafından 6 başlıkta sıralanıyor:1- Finansman ve tedarik işlevlerinin ayrılması, 2- Kaynak seferberliği ve tahsisatın, 3- Erişimin, 4- Klinik etkinliğin iyileştirilmesi, 5- Talebin ihtiyaçlar doğrultusunda 6-Üretim ve sunumda, etkinliğin arttırılması.Ne dersiniz, bu öneriler yaraya merhem olabilir mi?

İlaç şirketlerinin ve depoların polis marifetiyle basıldığı son günlerde, 'nazarı dikkatinizi ' sağlık harcamalarımıza çekmeye çalıştım. Baş ağrısına neden olduysam affedin, bir ağrı kesici alın yeter!!

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır  Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» İlaca dayalı sağlık harcamaları   / 15 Ağustos 2004
»»» Ekonominin Aşil topuğu:Cari Açık   / 9 Ağustos 2004
»»» Derin umutsuzluk   / 25 Temmuz 2004
»»» Susurluk, Madımak ve banka sistemi fatur...   / 5 Temmuz 2004
»»» Yolsuzluk,yoksulluk ve AKP   / 28 Haziran 2004
»»» Çin endişesi   / 21 Haziran 2004
»»» FİNANSAL ŞOKLARIN YÖNETİMİ   / 6 Haziran 2004
»»» IMF: HASTA EDEN HASTAHANE   / 31 Mayıs 2004
»»» Güvenlik bürokrasisinin parlamenter göze...   / 23 Mayıs 2004
»»» Sonsuz barış, Avrupa Birliği ve Türkiye   / 16 Mayıs 2004
»»» Karl Marx, ABD Başkanı’nı kutlamış...   / 9 Mayıs 2004

Yazarlar
Adnan Bostancıoğlu
Ahmet Çakmak
Ali Bilge
Aslı Erdoğan
Atilla Özsever
Atilla Aydoğdu
Ayça Atikoğlu
Ayda Özlü Çevik
Aydın Engin - TIRMIK
Ayla Yılmaz
Aziz Konukman
Barış Çağan Baydar
Baskın Oran  
Bayram Başaran
Bülend Karpat
Bülent Forta
Can Gazalcı
Cemali Özkan
Cevdet Eken
Cihan OSKAY
Cüneyt Cebenoyan
Cüneyt Akman  
Derman Abi  
Devin Çeşmecioğlu
Erbil Tuşalp
Ercan Karakaş
Erinç Yeldan
Fatih Türker
Ferhat Aktan
Fikri Sağlar
Göksel Bozkurt
Güldal Kızıldemir
Haluk Geray
Hayri Kozanoğlu  
Hrant Dink  
Hürser Tekinoktay
Kadir Cangızbay
Kıvanç Koçak
L.Doğan Tılıç
Mebuse Tekay
Mehmet Metiner
Melih Pekdemir
Mert Özmen
Mete Çubukçu
Metin Özuğurlu
Muammer Bayburtluoğlu
Muhsin Kızılkaya
Murat Arın
Musa Eroğlu
Müge Sökmen
Müge İplikçi
Necdet Saraç  
Nesrin Sungur
Noam Chomsky
Oğuz Oyan
Oğuzhan Müftüoğlu
Ömer Madra
Pati Değinmeleri
Reha Mağden
Rıdvan Akar  
Sami Evren  
Saruhan Oluç  
Sedat Bozkurt
Selçuk Candansayar
Sezai Temelli
Tan Morgül
Tanıl Bora  
Tuna Kiremitçi
Turgay Vidinli
Ufuk Uras
Yaşar Seyman - ASMİN
Yavuz Önen
Yavuz Bingöl

  Google Arama
   birgun.net www