| Bir ülkenin sağlık
harcamaları, iktisadi gelişmeyi doğrudan etkileyen harcamalar
olarak değerlendirilir. Sağlık harcamalarının miktarının ve
niteliğinin yükselmesi, yaşam süresini uzatıyor. Ayrıca, çok
önemli bir sağlık harcaması olan koruyucu sağlık hizmetleri
yoluyla, büyümeye uzun dönemli katkıda bulunuyor, sosyal fayda
sağlıyor.
Türkiye'de sağlık harcamaları; genel olarak Sağlık
Bakanlığı, üniversiteler ve sosyal güvenlik kuruluşları
aracılığı ile yapılıyor.
1996 yılında, toplam kamu sağlık harcamalarının GSMH
içindeki payı, % 2.7 iken, Bu pay, 1997'den itibaren artarak,
2002'de %5.2'ye, 2003'te de % 4.5' e ulaştı. Peki; toplam kamu
sağlık harcamaları –2001 krizine rağmen- nasıl arttı?
Harcamaların kurumsal dağılımına bakıldığında , bu artışın
Sağlık Bakanlığı bütçesinden, yani konsolide bütçe sağlık
harcamalarından değil, sosyal güvenlik kurumlarının (SGK)
harcamalarından kaynaklandığını görüyorsunuz.Toplam sağlık
harcamalarının yarısından fazlası, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve
SSK tarafından yapılıyor. SGK'nın, ilaç-eczane harcamaları ise
, toplam harcamalarının %52'sini oluşturuyor. SGK'lar 2003
yılında 3 milyar 847 milyon dolarlık ilaç harcaması yaptılar.
Ne dersiniz? Yerlisi, yabancısı için, ne kadar iştah açıcı bir
pazar değil mi?
KRİZDE HARCAMALAR ARTIYOR
İlginç bir durum da 2001-2002 yıllarında gözüküyor. Krize
rağmen sağlık harcamaları artıyor, harcamaları artan
kuruluşlar yine SGK'lar. Peki, hangi kalemler artıyor? Yine,
ilaç- eczane harcamaları. Sadece SSK'nın ilaç harcamaları,
2001'den 2002'ye, %89 artmış. Dönemin hükümetinin, yaşanan
krizin daraltıcı ve harcama kısıcı etkilerine rağmen, birikmiş
ilaç borçlarını şirketlere ödemiş olduğu anlaşılıyor, bu
nedenle sağlık harcamaları artmış gibi gözüküyor. 1996-2003
döneminde yaşanan artış, kağıt üzerinde olumlu gözükmekle
birlikte, başlı başına olumsuz bir tabloyu önümüze koyuyor.
Koruyucu sağlık hizmetlerini içeren artışlar yok, ilaç ve
tedavi edici hizmetler aşırı yüksek!!
İlaç tedavisine gelene kadar olan koruyucu süreçte,
her nedense harcamalar artmıyor! Hemen ilaç tedavisine
başlanıyor, dolayısıyla yüksek ilaç harcama kapasitesine
ulaşıyorsunuz, daha sonra sıra operasyonlara geliyor.
Operasyonlar, 2. yüksek maliyetli harcama kalemini
oluşturuyor. SSK'nın, ilaç ve ameliyat harcamaları toplamı,
toplam harcamalarının % 89'unu oluşturuyor. Koruyucu sağlık
hizmetleri artmıyor, reel bir gelişme olmuyor. Çünkü, Sağlık
Bakanlığı bütçesi artmıyor. Ülkemizde Bakanlık, koruyucu
sağlık hizmetlerini üstleniyor.
Türkiye'de; koruyucu, uzun dönemli ve daha az maliyetli
sağlık politikası yerine, ilaca-operasyona dayalı ve öncelik
veren , yüksek maliyetli sağlık stratejisi tercih ediliyor.
Uzmanlara göre bu bir harcama kalitesizliği göstergesidir,
politikasızlıktır. Yani, sağlık harcamalarımız sağlıksızdır!
Sağlık sistemimiz tedavi edilemez mi? Yapılması gerekenler
Dünya Bankası tarafından 6 başlıkta sıralanıyor:1- Finansman
ve tedarik işlevlerinin ayrılması, 2- Kaynak seferberliği ve
tahsisatın, 3- Erişimin, 4- Klinik etkinliğin iyileştirilmesi,
5- Talebin ihtiyaçlar doğrultusunda 6-Üretim ve sunumda,
etkinliğin arttırılması.Ne dersiniz, bu öneriler yaraya merhem
olabilir mi?
İlaç şirketlerinin ve depoların polis marifetiyle basıldığı
son günlerde, 'nazarı dikkatinizi ' sağlık harcamalarımıza
çekmeye çalıştım. Baş ağrısına neden olduysam affedin, bir
ağrı kesici alın yeter!! |