|
Türk hükümetleri,
IMF ile birlikte, 1998'den itibaren 'çeşitli' iktisadi
programlar yürütmektedir. Önce, Yakın İzleme Anlaşması ile işe
başlandı, 2000 yılında döviz çapasına dayalı, bir Stand-by'la
devam edildi. Bu programı yürütürken, 2001 Şubat'ında,
tarihimizin en derin bunalımına girdik. Dikkatinizi çekerim:
IMF ile bir program yürütürken krize girdik. IMF' nin,
istikrarı sağlamamız için önerdiği döviz çapasına, sıkı sıkıya
sarılmıştık.
Sarıldığımız bu
politikayla enflasyonu düşüreceğimiz, dolayısıyla ekonomik
istikrara kavuşacağımız söyleniyordu. Kısa bir süre sonra bu
çapa koptu, kayalara çarptık, tekne büyük hasar gördü. Ulusal
gelirimizin %35'lerine varan banka maliyetti ile karşı karşıya
kaldık. İç ve dış borçlarımız arttı. Şimdi bu bedeli, TC
vatandaşları ödüyor.
Kriz sonrası, IMF
kur politikamızı değiştirmemizi söyledi, derdimize deva olacak
yeni ilacı verdi. "Bundan böyle, kuru çapalı değil, dalgalı
uygulayın" dedi. Biz de, "bu seferde böyleymiş, hayırlısı
Allah'tan, peki abi " dedik. Şimdi merkez bankası, bu
politikayı işine nasıl gelirse, öyle
uyguluyor.
Teknenin bugün yine
içindeyiz, sürekli çalışıyoruz, teknemizin 'görülmeyen
çapasına' tutunmuş vaziyette, korkulu gözlerle karaya bakıp
duruyoruz. AB kıyısına demir atmak için liman başkanlığından
çıkacak izni bekliyoruz. Kıyıya yanaştığımızda sorunlar
bitecek diye düşünüyoruz.
FİYAT İSTİKRARI
GÖBEK ERİTMİYOR
Yıllar boyu,TC
merkez bankası, "fiyat istikrarı, yani enflasyon sorunun
halli, ekonomik istikrarın değişmez temel koşuludur" diyordu.
Bu veciz değerlendirmeyle beyinler yıkandı.
Dalgalı kur
teknesinde, fiyat istikrarı yolunda çok önemli mesafe alındı,
enflasyon düştü. Düşük bel modasına, enflasyonda
uydu.
Ancak, tam tünelin
ucu göründü derken, bu sefer de 'göbek' göründü. Koskocaman
'göbek' tüm ihtişamıyla göründü. Yüksek iç ve dış borçlar
'göbek' yapmıştı. Enflasyon eriyordu, fakat 'göbek'
erimiyordu. Hani, enflasyon hal yoluna koyulunca, ekonomi düze
çıkacaktı? Merkez bankası, hep " cennetin yolu fiyat
istikrarından geçer" demiyor muydu?
Demek ki, fiyat
istikrarı, finansal istikrarı getirmiyordu. Önemli olan
'göbeğin' küçülmesiydi. Yıllar önce, kim ya da kimler; " bu
göbek sorunu çözülmezse, kalp krizleri yine yaşanabilir, yoğun
bakıma gitmek zorunda kalınabilir" diyor ve dışlanıyordu?
Artık aynaya
bakalım ve itiraf edelim: uygulanan kur ve para politikasıyla
enflasyon küçülüyor, ama borçlar ve reel faizler azalmıyor.
Para politikasının, finansal istikrara çok daha fazla önem
vermek zorunda olduğu ortaya çıkıyor.
Peki; finasal
istikrarın, fiyat istikrarı lehine terk edildiği bir
ekonomide, 'göbek' nasıl küçültülür, yani mali istikrar nasıl
sağlanır?
Beyin yıkayıcıları
koro halinde ve makamsız söyleyeceklerdir. Türküm, doğruyum
çalışkanım, yasam: faiz dışı fazla vermektir!
"Behamahal,
bütçede, faiz dışındaki harcamalar azaltılmalı, fazla
verilmeli, toplanan vergilerle faizler ödenmeli, böylece
'göbek' küçülmeli " diyeceklerdir.
Türkiye yıllardır
bu politikayı uyguluyor, yüksek faiz dışı fazla veriyor, bütçe
disiplinini sağlıyor, fakat borç stoğunu ve reel faizleri
azaltamıyor. Çünkü, büyüme oranının çok üstünde borçlanıyor,
borcu sürdürebilmek içinde, faiz dışı fazla yaratmak zorunda
kalıyor. Hem, reel faiz veriyor, hem de, faiz dışı fazla
veriyor, tüm bunlara rağmen 'göbek'
erimiyor. En
önemli yanılgı da bu oluyor. Faiz dışı fazla politikası,
efsaneye dönüşüyor. Adı üstünde efsane, yani hayali hikaye..
'Göbek' nasıl eritilir? Gelecek yazıda devam
edelim. |