İNTERNET BASKISI  28 Ekim 2004 
 HAVA DURUMU | KÜNYE |  ARŞİV-ARAMA |    |  sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Magazin
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
 Spor
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

414. Hafta
  1 3 5  
  15 28 47  

175. Hafta
  16 20 28  
  30 31 11  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge   alibilge@birgun.net

Tartışma yok, başka yol da yok değil

-25/10/04-
Geçen hafta Türkiye'nin çok yüksek iç ve dış borçlara sahip bir ülke olduğuna ve borçlarını bir türlü kabul edilebilir seviyelere çekemediğine dikkat çekmiştik. Türkiye, sahip olduğu yüksek borç stoğunu çevirebilmek için uluslar arası finans çevrelerine güven vermek zorunda. Günümüzün neo-liberal finansal dünyasında, bu güveni sağlamanın yolu da, IMF ile anlaşmaktan geçmektedir.

Ayrıca, Türkiye IMF'ye en yüksek borcu bulunan ülkelerden de birisidir. Vadesi gelen IMF borçlarını, daha uzun vadeye yaymak ve yeni kaynaklar temin etmek, dolayısıyla borcu sürdürebilmek için de, IMF ile anlaşmak zorunda kalmaktadır.

 Borçlu ülkelerin, IMF ile anlaşabilmesi için de, bütçelerinde yüksek faiz dışı fazla vermeyi kabul etmesi gerekiyor. Yüksek borçlara sahip ülkelere IMF'nin önerdiği politikanın ekseninde, bu önerme yatıyor. Bu ne demek? Bütçenizde faiz ödemeleri dışında kalan harcamalardan tasarruf etmek demek. Yani; bütçenizdeki, faiz yükümlülüklerini yerine getireceksiniz, diğer harcamaları kısacaksınız. Yıllar boyu, bu fazlayı vereceksiniz, sonunda belki, nirvanaya ulaşacaksınız .

Yüksek borçlu ülkeler, bütçelerinde faiz dışı fazla verirken, aynı zamanda reel faiz de, vermek zorunda kalıyorlar. Bu ne demek? Bu ülkeler, borçlarını ödeyebilmek üzere, yeni borçlar bulabilmek için, dünyada geçerli faizlerden, daha yüksek bir faiz ödemek durumundalar. Yani, dış kaynakları ülkenize çekebilmek için, daha fazla reel faiz ödemek durumundasınız.

 Ancak, yüksek reel faiz ödemeye devam ettiğiniz müddetçe de, borçlarınızı eritemiyorsunuz. Dolayısıyla borcun sürdürülebilirliği, hep sorun olarak karşınıza çıkıyor. Enflasyonun düştüğü, yüksek faiz dışı fazlaların verildiği, bütçe disiplinin sağlandığı bir ortamda bile, borçlar makul seviyelere inmiyor. Borçlanma kortizon almaya benziyor. Kısa dönemde, ülke yüksek performans yaşıyor, ancak uzun vadede sinsice fırsat kolluyor ve krizlere sebep oluyor.

Yüksek borçlar Türkiye'nin en önemli sorunu. Peki; borç sorunu nasıl çözülebilir? Bu konuda neler öneriliyor?

Yüksek borçlardan kurtulamayan ve kriz eşiğinde duran ülkelere yapılan önerilerin başında, borçlarını yeniden yapılandırmaları gelmektedir.

 

YAPTIĞIMIZ DOĞRU, DOĞRUSUDA BU, DEĞİL

Bu konularda çalışmaları ile bilinen değerli iktisatçı Yılmaz Akyüz'ün söylediklerine kulak verelim: "Türkiye'nin temel sorunu, cari açık ya da kurlar değil, yüksek iç ve dış borçlarıdır. Borcun sürdürülebilirliğine ilişkin, çok ciddi ekonomik ve siyasal değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi, IMF ya da Dünya bankası gibi kredibilitesi azalan örgütlerden beklemeden, Türkiye'nin kendisinin yapması gerekir. Yapılması gereken şey, borç stoğu üzerine tartışarak, uzlaşma sağlayarak, operasyon yapmaktır.Bu operasyon ister istemez borçların bir kısmını vergiye dönüştürecektir. Uzlaşarak, bu operasyonu yapamazsak vakit çok geç olabilir"

Yılmaz Akyüz; iç borçlara göre dış borçların, biraz daha kolay yapılandırılabileceğine işaret ediyor, dış borçlarını yapılandıran ülkelerin deneyimlerine değiniyor, dış borçların yapılandırılmasında uluslar arası kuruluşlardan destekte alınabileceğini söylüyor ve ekliyor: "iflas edilmesi de , borcu ödeyememekte, piyasa mekanizmasının parçasıdır."

Bütün mesele, alınganlıkları bırakıp, "tartışma yok, başka yol da yok" demeden, "bizim her zaman yaptığımız bu, doğrusuda bu" demeden, uygarca her türlü meseleyi ve tedbiri konuşabilmektir. Bunun için de, herkesin kendine bir ayna edinmesi ve aynaya bakmayı öğrenmesi gerekiyor..

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır  Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» Tartışma yok, başka yol da yok değil   / 25 Ekim 2004
»»» Dalgalı kur ve düşük belli enflasyon   / 17 Ekim 2004
»»» AB ve eskiyen toplumsal kontratlar   / 10 Ekim 2004
»»» Bahçelievler katliamı   / 3 Ekim 2004
»»» Balık gölüne göre büyür   / 19 Eylül 2004
»»» Neo-liberal küreselleşmenin ikramiyeleri   / 12 Eylül 2004
»»» Finansal zinalar ve AKP'nin kıblesi   / 5 Eylül 2004
»»» Hükümet özür dilemelidir   / 22 Ağustos 2004
»»» İlaca dayalı sağlık harcamaları   / 15 Ağustos 2004
»»» Ekonominin Aşil topuğu:Cari Açık   / 9 Ağustos 2004
»»» Derin umutsuzluk   / 25 Temmuz 2004
»»» Susurluk, Madımak ve banka sistemi fatur...   / 5 Temmuz 2004
»»» Yolsuzluk,yoksulluk ve AKP   / 28 Haziran 2004
»»» Çin endişesi   / 21 Haziran 2004
»»» FİNANSAL ŞOKLARIN YÖNETİMİ   / 6 Haziran 2004

Yazarlar
Adnan Bostancıoğlu
Ahmet Çakmak
Ali Bilge
Aslı Erdoğan
Atilla Özsever  
Atilla Aydoğdu
Ayça Atikoğlu  
Ayda Özlü Çevik
Aydan Çelik - POTKAL
Aydın Engin - TIRMIK
Ayla Yılmaz
Aziz Konukman
Barış Çağan Baydar
Baskın Oran
Bayram Başaran
Bülend Karpat
Bülent Forta
Can Gazalcı
Cemali Özkan
Cevdet Eken
Cihan Oskay
Cüneyt Cebenoyan
Cüneyt Akman
Derman Abi  
Devin Çeşmecioğlu
Erbil Tuşalp  
Ercan Karakaş
Erinç Yeldan
Ertuğrul Yalçınbayır
Fatih Türker
Ferhat Aktan
Fikri Sağlar  
Göksel Bozkurt
Güldal Kızıldemir
Haluk Geray  
Hayri Kozanoğlu
Hrant Dink
Hürser Tekinoktay  
Kadir Cangızbay
Kemal Kılıçdaroğlu  
Kıvanç Koçak
L.Doğan Tılıç  
Mebuse Tekay
Mehmet Metiner
Melih Pekdemir
Mert Özmen
Mete Çubukçu
Metin Özuğurlu
Metin Yeğin
Muammer Bayburtluoğlu
Muhsin Kızılkaya
Murat Arın
Musa Eroğlu
Mustafa Demirkanlı
Müge Sökmen
Müge İplikçi
Necdet Saraç
Necip Süleyman Doğulu
Nesrin Sungur
Noam Chomsky
Oğuz Oyan
Oğuzhan Müftüoğlu  
Ömer Madra
Pati Değinmeleri
Reha Mağden
Rıdvan Akar
Sami Evren
Saruhan Oluç
Sedat Bozkurt  
Selçuk Candansayar
Sezai Temelli
Tan Morgül
Tanıl Bora
Tuna Kiremitçi
Ufuk Uras
Uğur Bekdemir
Yaşar Seyman - ASMİN
Yavuz Önen
Yavuz Bingöl
Yılmaz Odabaşı

  Google Arama
   birgun.net www