| Son günlerde azınlıklar raporu nedeniyle başta sayın
Baskın Oran olmak üzere raporu hazırlayanlara ve raporu olumlu
bulanlara ciddi saldırı ve eleştiriler söz konusudur. Bu
raporu yırtan zihniyetin tavrını iğrenç bulmakla birlikte,
yine de anlamak mümkün. Çünkü bu kişilerin köklerini
biliyoruz. Susurluk genleri bunlar.
Esas anlamaya çalıştığımız, raporu olumlu bulmakla
birlikte, rezervleri olanlar.
Bu kişiler; "raporun içeriğine karşı olmadıklarını, ancak
açıklamanın doğru zamanda yapılmadığını,Türkiyelilik kavramı
zikredilmeden de, meselenin çözümünün pekala mümkün olacağını,
konunun AB yolunda ilerlerken, 'sessizce' çözümlenebileceğini"
söylüyorlar. Bu görüşlere sahip kişilere göre rapor, şövenist
kesimlerin sertleşmesine ve oylarının artmasına neden
olmuştur. Raporu hazırlayan Baskın Oran ve arkadaşları 'durduk
yerde' kriz çıkartmıştır.
Şimdi; kriz çıkartan bu kişiler/ kişi Baskın Oran kimdir?
Baskın Oran, bir bilim insanı, bir 'entelektüel'. Peki, bir
toplumda entelektüelin görevi nedir, entelektüel ne yapar?
Umberto Eco'ya göre entelektüeller; " krizi çözmekten çok ,
krizi çıkarmaya yararlar. Entelektüel; bir sıkışma durumunda,
çıkış yolu gözükmeyen ve öylesine sürüp giden, olması
gerekirken hiçbir şey olmayan bir düzende, kopma, kırma,
ayırma işlemi yapan kişidir. Sinemada yangın çıktığında
entelektüelin yapması gereken ilk iş, itfaiyeyi
çağırmaktır.Yoksa sahneye çıkıp, yangın redifli bir gazel
okumak ya da yangının kavramsal çerçevesi üzerine nutuk atmak
değil.Hatta yangına karşı ne tür önlemler alınması gerektiğini
dahi söylememelidir. Çünkü bunu yangın çıkmadan önce ya da
yangından sonra söylemesi gerekir. Entelektüel, sorunlara
çözümler içeren kitaplar yazabilir ama sorun, toplumun tüm
kesimlerinin katılımı ve rızasıyla çözüme ulaşır."
EDWARD PRESCOTT VE BASKIN ORAN
Önceki gün, bu yıl Nobel ekonomi ödülünün verildiği iki
iktisatçıdan biri olan Edward Prescott, IMF ve Dünya
Bankası'nın lağvedilmesi çağrısı yaptı, iki kurum hakkında çok
ağır ithamlarda bulundu. Prescott, her iki kurumun da, dünya
ekonomisine faydadan çok zarar getirdiğini öne sürdü. Bu
kurumların ekonomik siyaseti düzenleyen kuruşlar olarak değil,
hükümetlerin dış politika uygulamalarını sağlayan araçlar
olarak faaliyet gösterdiğini söyledi.
Şimdi, Prescott bu açıklamasıyla ne yapıyor?
Öncellerinin, Stiglitz 'in, Krugman'ın ve diğerlerinin yaptığı
gibi, var olan bir sorunu tespit ediyor, deşiyor ve kriz
çıkmasına katkıda bulunuyor. Böyle bir kriz olumluluğa
davetiye çıkartmaktır.
Yine, Umberto Eco'nun yazdıklarına dönersek, 'bir kriz
yaratmak, varolan bir hali eleştirip, bu değişmezlik tarlasına
kuşku tohumları ekmektir'
Tıpkı, Baskın Oran'ın, temeli, TESEV'e hazırladığı
çalışmaya dayanan azınlıklar raporu gibi. Tıpkı, IMF ve Dünya
Bankasının kapatılmasını isteyen Prescott gibi.
Bize göre entelektüel, cini şişeden çıkartan kişidir.
Rapor; Lozan'ın, yeterince bilinmediğini ortaya koymuştur.
AB'nin, azınlığı nasıl tanımladığını, azınlıklar meselesine
nasıl yaklaştığını kamuoyuna anlatmıştır. Vatandaşlık tanımı
üzerine yaklaşımlar sergilemiş, bu hususlarda çözüme ilişkin
değerlendirmeleri tartışmaya açmıştır. Bu raporla ' bazı
cinler' şişeden çıkmıştır.
Hep söylüyoruz, Türkiye'nin siyasal, sosyal, etnik,
iktisadi pek çok toplumsal sözleşmesi eskidi, çürüdü. Eskiyen
kontratların yenileneceği bir sürece giriyoruz. AB meselesi
olmasa da, bu kontratların yenilenmesi gerekiyordu.
AB kriterleri itekleyici oldu. Tabuları tartışarak, kriz
çıkartarak çözümlere ulaşmak mümkün. İyi bayramlar
efendim. |