|
Geçen hafta
Hükümet, 17 Aralık öncesi AB'ye vermekle yükümlü olduğu,
katılım öncesi ekonomik durumu ve izleyeceği politikaları
içeren programı açıkladı. 2005- 2007 yıllarını kapsayan
programda, belirtilen yaklaşım ve hedefler doğrultusunda
düzenlenecek 3 yıllık yeni bir IMF anlaşmasının da, önümüzdeki
haftalarda devreye gireceği
bilinmektedir.
Açıklanan programda
uygulanacak maliye politikasının temelini, daha önceki
yıllarda olduğu gibi, toplam devlet bütçesinin faiz dışı
kalemlerinde sağlanacak fazlalar (FDF) oluşturmaktadır. Geçen
hafta ki yazımızda da belirtmiştik, 1994-2004 yıllarını
kapsayan 11 yıllık dönemde Türkiye , IMF tanımlı olarak
nitelendirilen, toplulaştırılmış devlet bütçesine göre, 8 yıl
faiz dışı fazla, 3 yılda açık vermiştir.
Hükümet, gelecek 3
yılda da, bu rotayı bozmadan, yine yüksek FDF'ler vermek
suretiyle, sürdürülebilir bir borç düzeyi yakalamayı
hedefleyeceğini açıklamaktadır. 11 yılda, 8 kez FDF vererek
yakalayamadığı sürdürülebilir borç düzeyini, Türkiye halkının
çok büyük çoğunluğuna ciddi fedakarlıklar demek olan, yine
FDF'lerle ulaşmayı düşünmektedir.
Programda, gelecek
3 yılda FDF hedeflerine uygun, gelir ve harcama düzeyleri
tespit edilmektedir. Devlet gelirlerine yönelik çeşitli
varsayımlar yapılmıştır. Devletimizin, 2004 yılı sonunda
toplam gelirlerinin, GSYİH'nın yüzde 43.4 düzeyinde
gerçekleşeceği ifade edilmektedir. 2007 yılı sonunda ise
devlet gelirlerimizin, sadece binde 3 oranında artarak,
GSYİH'nın yüzde 43.7 seviyesine ulaşacağı öngörüsünde
bulunulmaktadır.
AYNI TAS, AYNI
HAMAM
Devlet
gelirlerinin, önümüzdeki 3 yılda da artmayacağı
anlaşılmaktadır. Zaten devlet gelirlerimizin çoğunluğunu
tüketimden alınan vergiler oluşturmaktadır. Gelir ve servet
üzerinden vergi almaktan sakınan , tüketime yamanan, haksız
bir vergi kompozisyonu ile daha ne kadar devam edileceği
önemli bir sorudur, cevabı da programda yoktur. Dolayısıyla,
devletimizin gelir-vergi cephesinde önümüzdeki 3 yıllık
dönemde ciddi çözümlere yönelemeyeceği sonucunu çıkartmamız
pekala mümkündür.
2005-07 dönemi
toplam devlet harcamalarına ilişkin yapılan projeksiyonlara
baktığımızda ise 'mali disiplinin' sürdürülerek, şu anda
GSYİH'nın yüzde 49.7'si düzeyinde bulunan harcamaların, 2007
sonunda yüzde 44.2'ye çekilmesi hedeflenmektedir. 3 yılık
sürede, devletimiz toplam harcamalarını kısmaya devam edecek,
dönem sonunda yüzde 5.5 oranında azaltılacaktır.
Gelecek 3 yılda
devletimiz, toplumun en geniş kesimlerine yapması gereken faiz
dışındaki, eğitim sağlık vb sosyal harcamalarını, yüzde 1.1
puan artırmayı öngörmüştür! İnsanın, içinden 'bozdur bozdur
harca' demek gelmektedir. 2004 yılında GSYİH'nın yüzde 35.6
seviyesinde olan faiz dışı harcamaların , 2007 de yüzde
36.7'ye ulaşması beklenmektedir. Yani, devletimiz önümüzdeki 3
yıl boyunca sağladığı gelirlerin büyük kısmını, yine faiz
geliri elde edenlere ayırmaya devam edecektir.
Katılım öncesi
programda, 2004 yılında GSYİH 'nın yüzde 3.4'ü düzeyinde
bulunan devlet sabit sermaye yatırımlarının, binde 5 lik bir
artışla, 2007'de yüzde 3.9'a çıkarılması öngörüsü
yapılmaktadır.
Devlet
yatırımlarında binde 5 lik bir artış sağlamak suretiyle, son
yıllarda faiz dışı fazla hedefine ulaşmak için önemli ölçüde
azaltılan devlet yatırımlarının, kısmen telafisinin
amaçlandığı 'komik' bir şekilde ifade edilmektedir.
Türkiye
uygun bir içerikte ve tarihte müzakere tarihi alsa ve
müzakerelere başlasa bile, önümüzdeki 3 yıl boyunca maliye
politikaları açısından durum aynı tas, aynı hamamdır.
Borçların 'halline' ilişkin çözüm politikası aynıdır: faizleri
ödeyin, diğer harcamaları kısın! Borçlara
dokunmayın! |