|
|
.gif) |
 |
.gif) |
Günün
Köşe Yazıları
 |
Ali Bilge |
|
|
|
| Ülke borçları
ve Arjantin |
24/01/05 |
1980'lerden itibaren pek çok Latin Amerika Ülkesi
iktisadi istikrara kavuşabilmek için çeşitli iktisadi
programlar denediler. Ancak, tüm uygulanan programlara karşın
bu ülkeler, yüksek borç sorunu ile boğuşmaya devam ediyorlar.
LAÜ' lerinin, kalkınmalarının önünde yatan en temel sorun,
yüksek borçları olmaktadır. Yıllar boyunca, bu ülkelere,
yaşadıkları mali istikrarsızlığın ve yüksek borç sorunun temel
nedeni olarak, yüksek enflasyon gösterildi. Enflasyon
düşürüldüğünde ve bütçede mali disiplin sağlandığında, yüksek
borç ve faiz sorunun çözüleceği ifade edildi. Merkez
bankalarının özerkleştirilmesi, kamu bütçesinde yüksek faiz
dışı fazla ve parasal disiplin, bu önerilerin asal
unsurlarıydı. Bu önermeler doğrultusunda uygulanan
programlar sonucunda pek çok LAÜ' sinde, fiyat istikrarı
sağlandı, enflasyon tek haneli rakamlara indi. Ancak borç
sorunu çözüme kavuşmadı.Dolayısıyla bu ülkeler, 'borç
sürdürülebilirliği sorunsalı' yaşamaya mahkum olmuş
durumdalar. Bu ülkeler, borç aldıkları iç ve dış piyasalara,
borçlarının sürdürülebilirliğini kanıtlayamazlarsa,
yaşadıkları kriz daha da ağırlaşmaktadır. Bu ülkelere
borçlarını sürdürebilmek için bütçelerinde yüksek faiz dışı
fazlalar vermeleri önerilmektedir. Faiz dışı fazlalarla, borç
verenler ikna edilmekte ve borç verenlere taahhüt edilen
yüksek reel faiz de, yaratılan yüksek faiz dışı fazlalarla
ödenmektedir. İçerde ve dışarıda hiçbir kişi ve kurum bu
ülkelere, büyüme oranlarının altında bir faizle, borç
vermemektedir. Neo-liberal finansal düzende oyunun kuralı
budur. "Ekonomini çalıştıracak borcu bulabilmen için, büyüme
hızının üstünde bir faiz ödeyeceksin" Topladığın vergilerle ve
yarattığın faiz dışı fazlalarla yüksek reel faizleri, yani
'temel günahı', ödeyeceksin. GÜNAHLARIN ÖDENMESİ Latin
Amerika ülkesi olan Arjantin, Aralık 2001 yılında borç krizine
girdiğinde, 100 milyar doları bulan borçlarını ödeyemeyeceğini
ilan etti. Doğrusu; IMF'nin önerdiği şekilde programları
uygulamayacağını ifade etti.Dış borçlarını yeniden
yapılandırmak üzere bir dizi öneride bulundu. Peki;
borçlarını ödeyemeyen Arjantin, bu dönemi nasıl geçirdi.
İktisadi büyüme arka arkaya 2 yıl % 8 oldu, ihracat ve iç
tüketim arttı, peso istikrar kazandı, Çoğunluğu düşük ücretle
ve yarım zamanlı da olsa; işsizlik %20 den 13'lere düştü. 2
milyondan fazla yeni iş yaratıldı, gelirler 1990 öncesi
seviyelere çıkarak ciddi bir artış gösterdi. Yoksulluk
çizgisinde yaşayanların sayısı, Ocak 2002 seviyesinden 10 puan
daha azaldı. Arjantin'in döviz rezervleri 2004'ün Aralık
ayında, 2002'nin 2 katı olarak gerçekleşti, 19,5 milyar dolar
seviyesine ulaştı. Yatırımları milli gelire oranı çöküş yılı
olan 2002'deki % 10'lardan, 90'lardaki gibi %20'ye ulaşmış
durumda. Arjantin'de hiç kimse, ne başkan Krishner, ne
Maliye bakanı Lavagna ülkelerinin borçlarını ödemeyeceğini
söylüyor. Borçlarını makul bir plan içinde, IMF'nin ağır ve
borç verenlerin lehine koşullarla değil, ortak bir çözümle
ödemek istediklerini, borç verenle alanın ortak bir çözüm
üretmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Temel günahın bedelinin
hakça ödenmesi için çözüm üretmeye çalışıyorlar. IMF' yi borç
veren yatırımcı kuruluşları, bu yola ikna etmeye çalışıyorlar.
Hükümet, IMF ve borç veren kuruluşlarla bağlarını
kopartmaktan bahsetmiyor, sürekli yeni borç ödeme planları
sunuyor. Borç geri ödemelerinin sağlıklı bir plan dahilinde
yapılacağını, bunun da Arjantin ekonomisinin geleceğini
garanti altına alacağına işaret ediyor. Sonuç olarak,
Arjantin, IMF'nin önerdiği ödeme planı dışındaki
alternatifleri zorluyor. Yeni ödeme programları ile borç
sorununa çözüm bulmaya çalışıyor. Ekonomik performansı ile
kötü tahminlere meydan okuyor. Durumu Maliye Bakanı Lavagna şu
sözlerle özetliyor: 'Büyüyemeyen bir ülkeden kimse bir şey
alamaz' |
| ««Geri
Dön | Başa
Dön |
 |
| |
.gif) |
 |
.gif) |
|