Yine enerjide rüşvet ve yolsuzluk operasyonu, yine
işadamları ve siyasetçiler , yine üst düzey bürokratlar ve
mafya, yine istihbarat görevlileri ve tablonun bildik
isimleri: Kozinoğlu, Şen, Çakıcı... Türkiye'de 90'lı
yıllarda; enerji, medya ve bankacılık sektörlerinde çok ciddi
savaşlar ve talanlar yaşandı. Telekom sektörünü de, bu halkaya
ekleyebilirsiniz. Bu dört sektör birbirine bağlı tünellerdir.
Bu tünellerde hükümetler düşürülmüş, yeni hükümetler
oluşturulmuştur. Siyaset sektörü ve şirketler, asker-
sivil ve yargı bürokrasisi , istihbarat kuruluşları ve mafya,
iç içe geçmiş tünellerin oluşturduğu labirentler içinde yıllar
boyunca nemalanmışlar, bu suretle yolsuzluk ve rüşvet,
Cumhuriyetimizin asal öğesi olmuştur. Sadece banka sektörünün
ülkeye maliyeti, milli gelirin %35'ni aşmıştır. Türkiye
siyasetinde merkez sağı ve solu oluşturan partiler, '4 tünel
savaşları' sonucu ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet girdabında
boğulmuş ve ruhlarını teslim etmişlerdir. 3 Kasım 2002
seçimleri sonucunda, yeni siyasi merkezi oluşturacağı
iddiasıyla AKP iktidara gelmiştir. Dört tünel savaşlarına
ilişkin, AKP' nin bilinen bir sicili yoktur. Yap- işlet,
yap-işlet devret projelerinde, işletme hakkı devir
izinlerinde, bunlara verilen miktar, fiyat ve kredi
garantilerinde imzaları yoktur. Mavi akımda, Bayındır-Romanya
garantilerinde, seyyar santrallerde, petrol dağıtım şirketi
özelleştirmelerinde, parlamentoya giremeyen, yolsuzluk
partileri olarak adlandırılan partilerin mührü vardır.Son
seçimlerde parlamentoya giren CHP'nin yolsuzluktan ne ölçüde
etkilendiğini sanırım tartışmaya gerek yoktur. Kurultay gözler
önündedir.90' lı yıllar boyunca CHP'nin, öncesi SHP'nin,
merkez sağ partilere koltuk değneği olduğu da
unutulmamalıdır. Yıllar boyu bu ülkede, her kuruluşun ayrı
bir enerji projeksiyonu vardı, ihtiyacın üzerinde santral
ihaleleri yapıldı, gaz alım bağlantısına gidildi, makamına
şamil verilen garantiler nedeniyle doğan yükümlükler hazine
tarafından karşılandı.
SUSURLUK’UN
KARDEŞLERİ Sonunda, Beyaz Enerji operasyonu ile bu
ilişkilerin bir bölümü ortaya kondu. Ülkenin, tarihinin en
büyük iktisadi krizini yaşanmasına kadar uzanan süreç, siyasal
ve iktisadi iflas, ülkenin fakirleşmesi, toplumumuzun ödemeye
devam ettiği, on milyarlarca dolarlık bir maliyete sebep
oldu. Bugün yüce divanda, yargılanmayı bekleyen eski bir
başbakan , yardımcıları ve enerji bakanları bulunuyor.
Enerji projeleri ve harcamaları sürekli bir rüşvet ve
yolsuzluk alanı ola gelmiştir.Yakın geçmişte enerji sektöründe
tanık olunan gelişmeler Susurluk'tan farklı değildir. 4
tünelin labirentlerinin buluştuğu meydanın 3 adı vardır:
talan, yolsuzluk, rüşvet.. Susurluğun kardeşleri...
Yıllarca enerjide doğru dürüst politika üretemeyip, hep
yolsuzluk ürettik . Aslında Dünyada da durum pek farklı
değildir, ABD merkezli enerji şirketi ENRON skandalının dumanı
hala tütmektedir. OECD ülkelerinde dönen yolsuzluk ve rüşvetin
80 milyar dolara ulaştığı ifade edilmektedir. AKP, 27 aydır
tek başına bu ülkeye hükümet etmektedir. AKP yolsuzluk ve
yoksulluk temalarını işleyerek genel ve yerel seçimlerde
başarı kazanmıştır.Bir dönemin hesabını soracağını söyleyerek
halktan oy almıştır. Unutulmasın: hesap sormayan, hesaba ortak
olur. Beyaz enerji, dönemin koşullarında yarım kalmış bir
operasyondur.Bir noktadan sonra ilerleyememiş, dönemin
içişleri bakanı, liderinin isteğiyle azledilmiştir.
Jandarmanın başlattığı operasyon, jandarmada bitmiştir.
Bakalım, iktidarın oluru ile başlayan bu operasyon nereye
kadar ilerleyebilecektir? Tünelleri birbirine bağlayan
geçitleri ortaya çıkarabilecek midir? Yoksa, iç çatışmaların
bir yansıması mıdır? Dostlar alış verişte görsün müdür?
Göreceğiz.. |