|
|
.gif) |
 |
.gif) |
Günün
Köşe Yazıları
 |
Ali Bilge |
|
|
|
| Bedel
ödemek |
21/02/05 |
Dünyada yıllık askeri harcamaların %40'ı Amerika
Birleşik Devletleri tarafından yapılmaktadır.ABD savunma
bütçesi kendisinden sonra gelen 24 ülke toplamı kadar bir
büyüklüğe ulaşmıştır. Böylesine dev bir askeri güç sahipliği,
küresel üstünlüğü kabul ettirmeye yönelik hegemonyacı bir
strateji ile bütünleşiktir. ABD'nin imparatorluk tasarımı için
esas üstünlüğü rakipsiz olduğu askeri alandadır. Ancak, ABD'
nin dev konvansiyonel askeri güce sahip olması, siyasi olarak
tüm dünyaya hükmetmesine yetmemektedir. Ezici askeri güç, aynı
ivmede siyasal bir güce dönüşememektedir. Irak'ta Saddam
rejiminin devrildiği , işgalle birlikte şiddetin hızla arttığı
günlerde, Le monde Dıplomatıque ' te yayımlanan bir yazı şu
cümlelerle bitiyordu: "şimdi önemli olan ABD'nin sonraki
hamlesinin ne olacağı ve buna diğer ülkelerin nasıl karşılık
vereceğidir? Ülke yönetimleri Amerikan gücünün sınırları
olabileceğini gösterebilmelidirler. Şu ana kadar dünyada bu
alandaki en olumlu katkı Türkiye'den geldi. Bedelini
ödeyeceklerini bildikleri halde yapmayı göze alamayacakları
şeyler olduğunu gösterdiler" Tezkerenin ret edilmesi
Türkiye için çok önemli bir karardı. Her şeyden önce
Türkiye'nin özgüvenini artıran onurlu bir karardı. 2.Dünya
savaşı sonrasında 60 yıl boyunca ABD merkezli bir dış politika
izleyen, tasarımlanmış rol modele uymayan bir durumdu. Bush
yönetimi ve Bush basını müthiş bir hayal kırıklığı ve öfke
yaşıyordu. Türkiye ile Amerika arasında 90'lı yıllarda
geliştirilen, adına 'stratejik ortaklık' denilen bir
ortaklığımız söz konusuydu. Artık tezkere ölmüş ve ortaklıkta
tehlikeye girmişti. Türkiye ile eski aşkların olmayacağı dile
getirilmeye başladı. Bush yönetimi konuyu bir yerlere derkenar
etti. 2003 Şubat ayı başlarında Irak savaşı öncesi
Washington' daydım. Pek çok uzmanla ve yetkili ile mülakatlar
yapmıştım. Irak'a saldırı gerekçesi olarak sunulan nükleer ve
biyolojik silahlar hakkında yalanlar tefrika
ediliyordu.Birleşmiş Milletler ayaklar altına alınıp eziliyor,
' yaşlı Avrupa' ile ilişkiler kopma noktasına geliyordu.
Gözler Türkiye üzerindeydi, pazarlık pespaye bir seviyede
sürdürülüyordu. Yıllardır her istediğini yerine getiren en
önemli müttefik stratejik ortağın, çizgiden çıkmayacağından
çok emindiler. Zaten, 80 darbesinden sonra Türk Amerikan
siyasetinin asıl belirleyici unsuru askerlerle olan
ilişkilerdi. Nice darbesini desteklediği "bizim oğlanların"
itirazı " hiç " olabilir miydi?
ASIL MESELE:
İNCİRLİK 3 Mart öncesi yapılan Milli Güvenlik Kurulundan
net bir karar çıkmadı. Askerler Bush yönetimi ile ters
düşmüşlerdi. AKP meclis grubunu serbest bıraktı. Bir Amerikalı
yetkili "AKP'yi anlayabilirim onların kökleri belli ama
askerleri anlamak çok zor ve meselenin en karmaşık yanı da
burası" demişti. Askerlerin kararı CHP'yi rahatlattı. CHP
içindeki ABD'nin güvenilir dostları için zor bir durum söz
konusuydu, dostlarını incitmek pahasına parti kararına
uydular. Türkiye'de, Bush yönetimini onaylamayanlar
tezkerenin öncesinde de vardı, Irak işgali sonrasında yaşanan
2 yıl boyunca da hızla arttı. Nasıl artmasın ki? Pek çok
sebebi var ki, yazıya sığmaz. Bir ülke düşünün , tek küresel
hegomonik gücüm diyor, beğenmediği ülkeleri şer devleti ilan
ediyor, saldırabilirim dediği üç ülkeyle de ülkeniz komşu,
1135 km sınırınız bulunuyor. Zaten birini işgal etmiş, 2
yıldır yarattığı bu bataklıkta kıvranıp duruyor.Elbette ,
anti- Amerikancılık diye dillenen Bush yönetimine ve
doktirinine karşı rahatsızlık duyan Türklerin ve dünyalıların
sayısı her geçen gün artıyor.Artmasından doğal da bir şey
olamaz. Türkiye'de gelişen anti Bush'çuluktan endişe
ediliyormuş! Şaşarım , yeni mi fark ettiniz? Asıl mesele, 2005
'de İncirlik üssünün kullanma imkanının genişletilmesi
isteğidir. Bedeli olsa da, göze alınamayacak 'şeyler' olduğu
düşünülmeli, muhtemel bedellere de hazırlıklı ve dikkatli
olunmalı. |
| ««Geri
Dön | Başa
Dön |
 |
| |
.gif) |
 |
.gif) |
|