» İletişim | » Anasayfam Yap | » Sık Kullanılanlara Ekle

cevdet kaleli için BİRGÜN İNTERNET BASKISI Kullanıcı İşlemleri  Çıkış
 1 Mart 2005 
 HAVA DURUMU | İLETİŞİM |  ARŞİV-ARAMA |  sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

432. Hafta
  8 17 31  
  41 42 46  

432. Hafta
  14 16 19  
  28 32 3  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge
Metni büyültün Metni küçültün
alibilge@birgun.net
DERVİŞ’İN SEÇİMİ 07/03/05

Milliyet gazetesinin 27 Şubat 2005 tarihli ekinde Şubat krizinin 4. yılı münasebetiyle yapılan bir yuvarlak masa söyleşisi yayınlandı. Söyleşiye, gazetenin ekonomi köşe yazarları, kriz döneminde ekonomi bakanı olan Kemal Derviş ile Hazine Müsteşarı Faik Öztrak’ da katılmış. Müsteşarlık görevinin sona ermesinden sonra Öztrak seleflerini izlemedi, Doğan grubu yayını olan Milliyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başladı, doğru da yaptı. Selefleri daha çok Doğan grubunun bankasına giderlerdi.

Ankara dışında olmam nedeniyle bu söyleşiyi geç okudum. Okuduktan sonra bazı konuların doğru aktarılmadığını ya da hatırlanmadığını gördüm. Bu nedenle, söyleşide değinilen birkaç hususa, köşe yazısı imkanları ölçüsünde değinme gereği doğdu. Derviş ve Öztrak, 2001 krizinde borçların yapılandırılmasının ciddi bir alternatif olarak düşünüldüğünü söylüyorlar.

Öncelikle belirtelim: borçların yapılandırılması alternatifinin ”ciddi ciddi düşünüldüğü ! hatta tartışıldığı ! daha sonra yararlı olmayacağının farkına varıldığı ! bu nedenle vazgeçildiği ! , doğru bir ifade değildir. Bir kere kriz öncesinde ve sonrasında ekonomi bürokrasisinde, bu konuda ne bir entellektüel hazırlık, ne bir teknik çalışma, ne de inanç vardı. Her şeyden önce, borç yapılandırılmasına dönük, herhangi bir felsefi yaklaşım söz konusu değildi. Haydi, borçları yapılandıralım deseniz bile, bu operasyonun nasıl yapılacağını bilen yoktu. Swap çalışmalarının neden geciktiğini hatırlayalım lütfen! Kaldı ki, böyle bir konunun akıldan geçirilmesine tahammül bile yoktu. Borcu yapılandıralım önerisi, o günün kadrolarınca ‘çok solcu’ bulunuyordu. Kriz esnasında yabancı yatırımcı gitmişti, yabancı endişesi de kalmamıştı, ortam uygundu, borç üzerine operasyon yapılabilirdi.

Aslında borcun yapılandırılmasını istemeyenler borç verenlerdi, servetleri inanılmaz bir şekilde büyümüştü. Hem kurdan, hem de faizden dolayı ciddi bir servet transferi yaşanmıştı.Hükümet ve bürokrasi üzerinde, etkin bir banka ve medya lobisi söz konusuydu. Asıl meselede buydu.

HALKIMIZA YAZIK OLURMUŞ..

Kemal Derviş: “Borcun fazlası Türk bankalarınaydı, bu aynı zamanda mevduat, yani devletin vatandaşa borcu demektir.Devlet, bankalara borcu azaltır, vadeyi uzatır ya da faizi azalttığında, bankalar mudilerine ödemelerini kısmen azaltmak zorunda kalacaklardı” diyor. Yani, ‘borcu yapılandırsaydık, halkımıza yazık olurdu’ demek istiyor.Türkiye’de banka mudilerinin, ‘ yani halkımızın’ nasıl bir mevduat kompozisyonu oluşturduğunu, Türkiye’de nasıl bir mevduat yoğunlaşması olduğunu, Derviş’ in bilmiyor olması imkansız.

Yine de son rakamları aktaralım: Türkiye’de, toplam banka hesap sayısı 78 milyon 492 bindir, banka hesaplarının %99.3’ü , 50 milyar TL’nin altındaki hesaplardan oluşmaktadır.Bu hesapları temsil eden mudilerin toplam mevduattan aldıkları pay ise, %37.2’ dir. Ülkemizde mevduat sahiplerinin %0.7’si, toplam mevduatın %62’8’ine sahiptir. Türkiye’de, 250 milyar TL üstü mevduata sahip banka hesap sayısı, kaç tanedir biliyor musunuz? Söyleyelim : 35 552. Peki ya; 1 trilyon TL üstü hesap sayısı kaçtır? Hemen aktaralım: 4705’ i özel, 5906’sı tüzel kişi olmak üzere 10 611. ‘Yazık olacak halkımızın’ durumu budur.

On binlerle ifade edilen kesimin sahip olduğu mevduatının yapılandırılması yerine, milyonlarca kişiye krizin faturasının ödetilmesi seçeneği tercih edilmiştir. Banka faturası borca eklenmiş, yeni borçlarla, yaratılan faiz dışı fazlalarla, vatandaşa salınan ek vergilerle, borçlar döndürülmeye çalışılmıştır. Borç yapılandırılması yerine, borç sürdürülebilirliği yolu seçilmiştir.

Artan işsizlik, yoksulluk, bozulan gelir dağılımı, sosyal çöküntü, bu seçimin getirisidir. En büyük çöküntü de ahlakidir; Cavit, Hayyam, Yahya Murat ve diğer beylerin hortumları da , topluma ödetilmiştir. Sonuçta milli gelirimizin % 35’ni aşan bir maliyet teşekkül etmiş, üstelik hesap da sorulmamıştır.

Sevgili Faik ve Kemal beyler: borçlar yapılandırılsaydı ‘kimlere yazık’ olurdu? Lütfen, bu sorunun yanıtını verebilir misiniz? Müsterih misiniz ? Gözlerimizi biraz Arjantin’e çevirsek, ne dersiniz?

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» Bedel ödemek   / 21 Şubat 2005
»»» Talan tünelleri   / 14 Şubat 2005
»»» Hay hay, buyursun gelsin...   / 7 Şubat 2005
»»» Dünya Sosyal Forumu nedir?   / 31 Ocak 2005
»»» Ülke borçları ve Arjantin   / 24 Ocak 2005
»»» Trabzon cinayetlerinin hatırlattıkları   / 18 Ocak 2005
»»» Gülücü...   / 9 Ocak 2005
»»» BİRGÜN: Bataklıkta bir gül   / 26 Aralık 2004
»»» Gökkafes kurulları   / 12 Aralık 2004
»»» Borçlara dokunmayın efendiler!   / 5 Aralık 2004
»»» Borçlarımız...   / 28 Kasım 2004
»»» Serol Teber'in ardından...   / 21 Kasım 2004
»»» Entellektüel kriz çıkartır   / 14 Kasım 2004
»»» Düşük enflasyon ve kayıt dışılık   / 31 Ekim 2004
»»» Tartışma yok, başka yol da yok değil   / 25 Ekim 2004
»»» Arşiv

 YAZARLAR
» Adnan Bostancıoğlu
» Ahmet Çakmak
» Aidan White
» Ali Bilge
» Aslı Erdoğan
» Atilla Özsever
» Atilla Aydoğdu
» Ayça Atikoğlu
» Ayda Özlü Çevik
» Aydan Çelik - POTKAL
» Aydın Engin - TIRMIK
»» Ayla Yılmaz  
» Aziz Konukman
» Aziz Çelik
» Barış Çağan Baydar
» Baskın Oran
» Bayram Başaran
» Bülend Karpat
» Bülent Forta
» Can Gazalcı
»» Cemali Özkan  
» Cevdet Eken
» Cihan Oskay
» Cüneyt Cebenoyan
» Cüneyt Akman
» Derman Abi
» Devin Çeşmecioğlu
» E.Ahmet Tonak
» Erbil Tuşalp
» Ercan Karakaş
» Erinç Yeldan
» Ertuğrul Yalçınbayır
» Fatih Türker
» Ferhat Aktan
»» Fikri Sağlar  
» Güldal Kızıldemir
» Göksel Bozkurt
» Haluk Geray
» Hayri Kozanoğlu
»» Hrant Dink  
» Hürser Tekinoktay
»» Kadir Cangızbay  
» Kemal Kılıçdaroğlu
» Kemal Saydamer
» Kıvanç Koçak
»» L.Doğan Tılıç  
» Mahmut Şenol
» Mebuse Tekay
» Mehmet Metiner
»» Melih Pekdemir  
» Mert Özmen
» Mete Çubukçu
» Metin Özuğurlu
»» Metin Yeğin  
» Muammer Bayburtluoğlu
» Muhsin Kızılkaya
» Murat Arın
» Musa Eroğlu
» Mustafa Demirkanlı
» Müge Sökmen
» Müge İplikçi
» Necdet Saraç
» Necip Süleyman Doğulu
» Nesrin Sungur
» Noam Chomsky
»» Oğuz Oyan  
» Oğuzhan Müftüoğlu
» Pati Değinmeleri
» Reha Mağden
»» Rıdvan Akar  
» Sami Evren
» Saruhan Oluç
»» Sedat Bozkurt  
» Selçuk Candansayar
» Sezai Temelli
» Tan Morgül
» Tanıl Bora
» Tuna Kiremitçi
» Uğur Bekdemir
»» Ufuk Uras  
» Yalçın Ergündoğan
» Yavuz Önen
» Yavuz Bingöl
» Yaşar Seyman - ASMİN
» Yılmaz Odabaşı
» Ömer Madra

  Google Arama
   birgun.net www