| Geçen hafta, dünyanın hegemonu ABD'nin askeri gücünü
irdelemiştik. Bu hafta hegemonun ekonomik vaziyetine 'şöyle
bir' göz atacağız.
Günümüz dünyasında kıtalarımızı saran sadece okyanuslar
değil, kıtalarımız aynı zamanda finans ve borç ekonomisi ile
kaplı. Evet dünyamız, kendi ekseninde fakat finans ve borç
ekonomisi içinde dönüyor. Günümüzde borç ve finans araçları
ile dönen ticaret, gerçek mal alış verişinin 20 katını aşmış
durumda. Finansal ve gerçek ticaretin çoğunluğu da, Amerikan
Doları ile yapılıyor. Evet; Amerikan ekonomisi dev bir
ekonomi, dünyanın 1 numaralı ekonomisi, dünya ekonomisinin
%50-55' ni ABD oluşturuyor. Dünya ekonomisi yılda %3
büyüdüğünde, Amerika' nın bu büyümeye %1-1,5 katkısı oluyor.
Ancak, Amerikalı'lar tasarruftan uzak bir şekilde yaşıyorlar,
kazandıklarından daha fazla harcıyorlar. Çok fazla iç ve dış
açıklara sahipler.Amerikan ekonomisinin yıllık dış ticaret
açığı 550 milyar dolar, bu açık artmaya devam ediyor.
Peki o zaman, tasarruftan uzak ve devasa açıklarla gemiyi
nasıl yüzdürüyorlar, açıklarını nasıl kapatıyorlar, tezgah
nasıl işliyor ? Hemen söyleyelim: ABD, açıklarını dünyaya
finanse ettiriyor. Asya ve Avrupa'nın açtığı kredilerle, ABD
ekonomisi su üstünde duruyor. ABD dış ticaret açığını, 100'er
milyar dolarla Avrupa, Asya ve Japonya, kalanını da Hindistan
ve diğer Doğu Asya ülkeleri finanse ediyor.Yani, Amerikalı'lar
başkalarının kendilerine borç olarak verdikleri tasarruflarla
ayakta kalıyorlar. Savaşın maliyeti de, bu yolla karşılanıyor.
Üstelik, bu borçlanmanın maliyeti de pek yok, bedava sayılır,
sudan ucuz. Çünkü, dünyada alış verişin çok büyük bir
çoğunluğu ABD para birimi ile yapılıyor.ABD Doları rezerv
para, en güçlü para bloğu. ABD' nin masrafı, sadece bu
dolarların baskı maliyeti oluyor.ABD dolarları basıyor, bu
dolarla dünyanın üretimini satın alıyor, kendi yatırım ve
tüketim harcamaları için bu banknotları kullanıyor. Altını
çizelim: Hegemonun gücü diğer ülkelerin gönderdikleri
paralarla oluşuyor. Dünyanın en büyük iç ve dış açıklarına
sahip, dünyanın en büyük borçlusu, rekabet gücü kalmamış bir
ekonomiye sahip bir ülke, dünyanın hegemonu oluyor. Bu güç;
kumdan ve kağıttan yapılan kulelere benziyor. Peki; bu durum,
böyle devam edebilir mi? Yanıtlamaya çalışalım.
BÖYLE GELMİŞ , BÖYLE GİDER Mİ?
Hegemonın en büyük gücünün, para biriminden kaynaklandığını
ifade ettik. Peki ama, eğer rezerv para değişirse ne olur?
Örneğin dünyada alış verişin bir bölümü 'Euro' cinsinden
yapılmaya başlarsa, neler olur? Ya da, başka bir para bloğu
oluşturulup, dünya ticaretinin bir bölümü bu para cinsinden
yapılırsa, örneğin Asya ülkeleri kendi aralarında bir para
sepeti oluşturup, bu para biriminden ticaret yapmaya
başlarlarsa, neler olur? Çin ihracatını dolar yerine kendi
para birimi olan 'Yuan' cinsinden yapmaya kalkarsa, neler
olur? Düşünebiliyor musunuz; Çin'in ihracatı 350 milyar dolar
ve bu ihracatın büyük bir bölümü de, ABD'ye yapılıyor.
Senaryo 1: Çin dedi ki; " ey hegemon ABD, bundan böyle sana
sattığım her şey için bana, Yuan ödeyeceksin." Neler olur?
Yapması gereken: öncelikle, ödeyeceği "Yuan'ı" kazanmasıdır.
İç ve dış borçlulukta dünya birincisi durumundasınız, tasarruf
yapamıyorsunuz, rekabet etme gücünüzü kaybetmiş durumdasınız,
muazzam askeri harcamalarınız var, üstelikte ' Yuan' kazanmak
durumundasınız. Zor durum, bu bir ! Senaryo 2: Petrol
ihracatçısı ülkeler �OPEC dedi ki; "ey hegemon ABD, nisan
ayından itibaren petrol ticaretini 'Euro' cinsinden yapmaya
başlıyoruz, sana sattığım her varil petrol için, sen bana
'Euro' ödeyeceksin" Neler olur? Önemli bir rakam verelim: ABD
ekonomisinin yabancı petrole bağımlılığı toplam tüketiminin %
55 'idir. Uzmanlar; ABD'nin 2001 yılında günde 10,4 milyon
varil olan ithal gereksiniminin, 2020 yılında 16,7 milyon
varile çıkacağını hesaplamışlar, bu ne demek? 15 yıl sonra ABD
ekonomisinin, % 60 daha fazla yabancı petrol ithal etmesi
demek! Şimdi hem yabancı petrole olan ihtiyacın artacak, hem
de bunu 'Euro' ile ödemekle yükümlü olacaksın. Zor bir durum,
bu iki ! İki zor durumun sonucunda neler olur? Hegemon nalları
dikebilir! |