|
İmmanuel Kant, ölümünün 200. yılı nedeniyle, dünyanın pek çok
kentinde çeşitli etkinliklerle anılıyor, Kant felsefesi yeniden ele
alınıyor. Kant, güncel sorunlara eğilen , çağının sorunlarına
yoğunlaşan bir düşünür. Bir özgürlük tutkunu olan filozofun, ortaya
koyduğu sorular ve sorunlara, günümüzde de, yanıt bulunmaya
çalışılıyor.Kant , ömrünün sonuna doğru, felsefi bir program
önerisinde bulunduğu 'sonsuz barış' isimli eserini yazdı.1795
yılında yayınladığı yapıtında, 'sonsuz barışa' ulaşmanın ana
temalarını şöyle açıklıyor: 'akla dayanan bu yeni çağda temel kural,
güçlünün güçsüzü ezmesi değil, bir insanın özgürlüğünün, başka bir
insanın özgürlüğü ile sağlanabilmesidir' Kant, tarihsel süreçler
içinde birbirleriyle dost olmasalar bile, barış içinde yaşamasını
bilen uluslar ve bu ulusların özgür düşünceli vatandaşlarının
yaşadığı bir dünya hayal etti.Bu hedefin düşünsel temellerini tespit
etmeye, bu hedefi, bir program haline getirmeye çalıştı.Uluslararası
hukukun, devletler ve dünya vatandaşlığı hukukunun, bir çerçeveye
oturtulması için çalışmalar yaptı.Kant yorumcuları bu
düşüncelerinden ötürü Kant'ı, güncel bir düşünürdür, 'çağdaşımızdır'
diyorlar.Kant, ömrünün sonuna doğru, özgür bireylerin ve devletlerin
var olması için zorunlu olan 'yurttaşlara dayanan anayasalar' ortaya
çıkmaya başlamıştı.Amerikan özgürlük mücadelesini ve Fransız
devrimini bu anlayışla, büyük bir coşku ile karşıladı.Kant'ın
ölümünün üzerinden geçen 200 yılda, binlerce savaş yaşandı,yüz
milyonlarca insan öldü, 'sonsuz barışa' ulaşılamadı. Ancak, çok
ciddi mesafeler de kaydedildi.Bunlardan en önemlisi Avrupa
Birliğidir.AB, her şeyden önce bir barış projesidir.AB, aydınlanma
çağından bu yana, Avrupa'nın en büyük dönüşümü olarak
algılanıyor.Ülkeler için çekici bir birliktelik olan AB'nin temel
amacı, devletlerin refah ve güvenliğini, ortaklık anlayışı içinde
sağlamak.
AVRUPALILIK SINIRI
Günümüzde Avrupalılık, bir sınırlar coğrafyası olarak
algılanmıyor, Avrupalılık sadece bir aidiyet değil, ortak değerler
manzumesi, kültürler bileşkesi. 1 Mayıs'ta ki genişlemeden sonra AB,
Rusya'ya komşu oldu.Aralık sonrasında genişleme, Türkiye'yi de
kapsarsa, Avrupa'nın sınırları, Orta Doğu uçurumuna dayanmış olacak.
AB, uçurumun kenarındaki Türkiye için, karar verecek.Hem Türkiye,
hem de AB için, kritik bir karar.Türkiye'nin tam veya kısmi
kabulsüzlüğünün, bölgeye getireceği sarsıntılarının, çok iyi hesap
edilmesi gerekiyor.AB;Türkiye için karar verirken kendi geleceği
içinde, karar vereceğini düşünmeli. Türkiye, bu küresel model içinde
yer almak istiyor. Birliğin kurallarına uyum göstereceğine ilişkin
ciddi hamlelerde bulunuyor , AB'yi, insan merkezli ve sosyal bir
birliktelik olarak benimsiyor.Türkiye hem Asya'da, hem de Avrupa'da
toprakları olan bir ülke.Türkiye hem Asya'dır, hem de Avrupa, hem
islamdır hem de laik. Avrupa, Türkiye'nin tarihini bilmezden
geliyor.16 yüzyıldan bu yana, büyük bir Avrupa gücü olduğunu,
Osmanlının Avrupa'ya katkısını görmezden geliyor.Osmanlı İslam'ının,
Hıristiyanlara ve Musevilere gösterdiği kabulü hatırlayamıyor.
AB;Türkiye'nin Avrupa ile olan tarihsel, kültürel ve ekonomik
bağlarını görmezden gelirse,Türkiye'nin anti laik ve ABD'nin kan
gölüne çevirdiği bir uçurumun kenarında olduğunu da, görmüyor,
demektir. Böylesine bir tavır, akıl dışılıktır. AB'nin, 'aklını
uykuya yatırmayacağını' ummak durumundayız.Avrupa, 20 yüzyılda, 2
kez 'aklını uykuya yatırdı', 2 savaşın bedelini konuşmaya, gerek var
mı? AB, Avrupa'nın 'aklını uyandırma' projesi değil midir?
|