» İletişim | » Anasayfam Yap | » Sık Kullanılanlara Ekle

ali bilge için BİRGÜN İNTERNET BASKISI Kullanıcı İşlemleri  Çıkış
 30 Mayıs 2005 
 HAVA DURUMU | İLETİŞİM |  ARŞİV-ARAMA | PDF sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
 Spor
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

443. Hafta
  8 15 36  
  37 43 44  

443. Hafta
  2 14 15  
  31 34 3  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge
Metni büyültün Metni küçültün
alibilge@birgun.net
İKİ BATIYLA KARŞI KARŞIYA KALMAK 30/05/05
Günümüz dünyasının hegemonu ABD, dünyayı kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendiriliyor. Yalan gerekçelerle gerçekleştirilen Irak işgali, devam etmekte olan İran ve Suriye gerilimleri, tümüyle şekillendirilmeye çalışılan 'Geniş Orta Doğu'.

Türkiye, ABD' nin biçimlendirmeye çalıştığı bölgede bulunan bir ülkedir. AB- Kopenhag kriterlerini benimsemiş , laik yönetim niteliklerine sahip, müslüman, bir ülke olan Türkiye; 2. dünya savaşından sonra ABD endeksli politikalarla yönetildi. Türkiye ABD ilişkileri, çoğunlukla asker sivil bürokratik blok tarafından belirlendi.Türkiye , dış politikasının temel rotasını ABD'ye göre ayarladı.

Türkiye, 60 yıl boyunca ABD ile, afyon üretimi ve Kıbrıs çıkartması dışında ciddi bir problem yaşamadı. 90'lardan itibaren, Türkiye ile ABD'nin stratejik ortak olduğu dile getirildi. Ancak, stratejik ortaklığın ne olduğu, neleri kapsadığı, ne anlama geldiği 'pek' anlaşılamadı. Türkiye'de egemen erk, hep Amerikancıydı. ABD yanlısı iktidarlar, Türkiye'de gelişen anti amerikancılığı sürekli bastırdılar, bölgede de Amerikanın garantörlünü üstlenen role soyundular. 3 Mart tezkeresine kadar ilişkiler bu şekilde devam etti.

ABD'nin Irak savaşında işini kolaylaştıracak olan tezkerenin reddi, sadece Türkiye için değil, dünya tarihi açısından da, çok önemli bir gelişmeydi. Hegemonun siyasi gücünün sınırları olabileceğini, dünyaya gösteren bir ilk durumdu. ABD yönetimi şaşkınlık içindeydi, 60 yıldır 'ne dediyse yerine getiren Türkiye' artık karşısında yoktu. Üstelik TSK ile de bozuşmuşlardı. Askerler, yakın tarih boyunca ABD'ye ve NATO'ya hep bağlı kalmışlardı. TSK, ABD için en güvenilir kesimdi. Kürt meselesi iki tarafın arasını açmıştı. Tezkere sonrası gelen 'Türkiye bizden özür dilesin' açıklamaları, Türk subaylarının esir alınması, esirlerin kafasına geçirilen külahlı fotoğraflar vs, ilişkileri gerginleştirdi.

Bush'un 2. kez Başkan seçilmesinden sonra, özellikle İncirlik üssünün kullanımı hususunda yaşananlar, ABD elçisi Edelman'ın ilişkileri daha da bozan yaklaşımları, Suriye ile Türkiye temaslarının ABD yönetimi tarafından onaylanmaması, Başbakan'ın son ziyaretinin önemini artırdı. Zaman içinde, reel politikaya göre davranılmasını savunanlar, hegemonla aranın bulunması için gerçekçi olunması gerektiğini, ileri sürerek 'sağduyu' ataklarına başladılar. Ataklar askeri kanadın en azından bir bölümünde destek buldu. Bozulan ABD -TSK ilişkileri düzelme eğilimine girdi. TSK; İncirlik üssünün kullanımına, AKP 'den daha önce kabul verdi. ABD ile olan ilişkilerde AKP hükümeti, TSK'nın gerisine düşmüştü. TSK- ABD ilişkileri tamir olmaya başladı.AKP içtede de sıkışmıştı, tamir sırası AKP'ye gelmişti, AKP'nin de islah edilmesi gerekiyordu. Türkiye'de gelişen anti Amerikancılığı, egemen erk: hükümetiyle bürokrasisiyle önlemeliydi. Halkın eğilimi ne olursa olsun, 'erk' ABD 'ye yakın olmalıydı.

OVAL OFİSTEN YÖNETİLMEK

2. Bush yönetimi farklı sayılabilecek bir çizgi izlediği görüntüsü vermeye çalışıyordu. AB ve Birleşmiş Milletlere daha yakın olacağını hissettiriyordu. İran'a saldırmaktan çok, Dünya Ticaret Örgütüne alınması ile karşılı ilişkilerin yumuşamasına dönük yaklaşım, daha fazla öne çıkmaya başladı. Aynı şey Suriye içinde geçerliydi. Suriye'yi içerden göçertmek, ekonomik ve siyasi baskılarla yönetimi değiştirmek fikri daha fazla benimseniyor görünüyordu. ABD; Suriye konusunda çok fazla hassas olan Fransa ile anlaştı Türk hükümeti İran ve Suriye'ye ilişkin gelişmeleri okuyamamakla suçlandı.

17 Aralık sonrasında AB ile pek çok pürüz yaşanmaya başlamıştı. 3 Mart tezkeresi sonrası Fransa ve Almanya'nın Türkiye'ye sağladığı desteğin azalması, iki ülkede AB anayasasının reddedilmesi, bazı AB ülkelerinde Türkiye karşıtı eğilimlerin iktidara yaklaşması, Türkiye'nin hiçte kolay olamayacak olan AB yolculuğunun engebelerini arttırıyordu. Kıbrıs ve Kürt sorunlarına, Ermeni tehciri ve diğer azınlık hakları da ekleniyordu. AB; Türkiye'nin resmi devlet kodlarını daha fazla değiştirmeye zorluyordu. AB 'de, ABD'de can sıkıyordu.

Türkiye iki batıyla karşı karşıya kalan bir durumu yaşamaktadır. Avrupa Birliğinde bir farklılık yaratmak veya Oval ofisle ile karşı karşıya kalmak. Türkiye; AB' den uzaklaşmadan ve tamamen oval ofisten yönetilmeden , bir pozisyonu sürdürebilir mi? Türkiye; bu senaryoyu nasıl genişletebilir ve geliştirebilir? Çıkarlarını gözeterek , kendi gücünü sınayacak durumda mıdır?

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» Bizim Anne'miz   / 16 Mayıs 2005
»»» Hitler'in doğum günü partisi   / 9 Mayıs 2005
»»» Hegemonun enerjisi   / 2 Mayıs 2005
»»» IMF'den dostça kopuş   / 18 Nisan 2005
»»» Çocuklarınızı çiftçi olarak yetiştirin   / 11 Nisan 2005
»»» Vergi vermeyip, borç verenlerin sonu   / 4 Nisan 2005
»»» Kurtlar Sofrası   / 28 Mart 2005
»»» Hegemon ne zaman nalları diker?   / 21 Mart 2005
»»» Türkiye - ABD ilişkileri ve hegemonun du...   / 14 Mart 2005
»»» Derviş'in seçimi   / 7 Mart 2005
»»» Bedel ödemek   / 21 Şubat 2005
»»» Talan tünelleri   / 14 Şubat 2005
»»» Hay hay, buyursun gelsin...   / 7 Şubat 2005
»»» Dünya Sosyal Forumu nedir?   / 31 Ocak 2005
»»» Ülke borçları ve Arjantin   / 24 Ocak 2005
»»» Arşiv

 YAZARLAR
» Adnan Bostancıoğlu
» Ahmet Çakmak
» Aidan White
»» Ali Bilge  
» Ayça Atikoğlu
» Aydan Çelik - POTKAL
» Ayla Yılmaz
» Aziz Konukman
» Aziz Çelik
» Baskın Oran
» Bülend Karpat
»» Bülent Forta  
» Can Gazalcı
» Cemali Özkan
» Cevdet Eken
» Cihan Oskay
» Cüneyt Cebenoyan
» Cüneyt Akman
» Derman Abi
» E.Ahmet Tonak
» Engin Kattanalp
» Erbil Tuşalp
» Ercan Karakaş
» Erden Kosova
» Ertuğrul Yalçınbayır
» Ferhat Aktan
» Fikri Sağlar
»» Göksel Bozkurt  
» Güldal Kızıldemir
» Haluk Geray
» Hayri Kozanoğlu
» Hayri Cem
» Hrant Dink
» Hürser Tekinoktay
» İskender Gürdöl
» Kadir Cangızbay
» Kemal Kılıçdaroğlu
» Kemal Saydamer
» Kıvanç Koçak
» L.Doğan Tılıç
» Mahmut Şenol
»» Melih Pekdemir  
» Mete Çubukçu
»» Metin Özuğurlu  
» Metin Yeğin
» Muammer Bayburtluoğlu
» Muhsin Kızılkaya
»» Mustafa Demirkanlı  
» Necdet Saraç
» Necip Süleyman Doğulu
» Oğuz Oyan
» Oğuzhan Müftüoğlu
» Ömer Madra
» Pati Değinmeleri
»» Reha Mağden  
» Rıdvan Akar
» Sami Evren
» Saruhan Oluç
» Sedat Bozkurt
» Selçuk Candansayar
» Sezai Temelli
» Tan Morgül
» Tanıl Bora
» Tayfun İçli
» Ufuk Uras
» Uğur Bekdemir
» Yalçın Ergündoğan
» Yaşar Seyman - ASMİN

  Google Arama
   birgun.net www