|
1980’lerin sonlarıydı, komşumuz Bulgaristan’la gerilimli
günler yaşıyorduk. Sınır açılmıştı, binlerce Türk asıllı
Bulgar vatandaşı Türkiye’ye giriş yapıyordu. İstanbul’da,
çocukluk arkadaşımla yemekte buluştuk. Yanında kız arkadaşı da
vardı. Genç kız Bulgar göçmeni Türklerdendi. Bulgaristan’da
tıp okuyordu ama öğrenimi yarıda kesilmişti Ağır baskıların
gelece ğini anlayan baba, 2 kızını ve eşini Türkiye‘ ye
yollamıştı. Çok zor günler geçirdiklerini anlatıyordu. Güzel
ve alımlı bir yüzü vardı, zor gülümsüyordu. Dördüncü sınıfa
kadar okuduğu Tıp tahsiline yeniden devam etmeye çabalıyordu.
Bulgaristan’da okuduğu yılları kabul ettirmeye çalışıyordu.
Okul sorunu ve göç dalgası konuşuldu, daha sonra konu,
sosyalizme ve sosyalist sistemin sıkıntılarına geldi. Genç kız
komsomol üyesi olmuş , eğitim de almıştı. Aslında sosyalist
olduğunu söylüyor ancak mevcut haliyle sistemin tıkandığına
işaret ediyor ve eleştirilerini de sıralıyordu. Birkaç yıl
sonra da, Sovyetler Birliği ve diğer tüm sosyalist ülkelerde
siyasal rejim değişecekti. Genç kız anlatıyordu. "Ayakkabı
kamyonu yılda 2 kez okula gelirdi , hepimiz heyecanla
beklerdik. Yeni ayakkabılarla dolu kamyon okulun bahçesine
potinleri boşaltırdı. Biz çocuklar, ayakkabı tepesine doğru
koşar, çığlık çığlığa ayağımıza uygun potinleri seçerdik.
Ortaokulun 2. senesiydi, o kış için gelen potinlerden aynı
renkte ve numarada ayağıma uygun bir çift yapamadım.
Arkadaşları mızın çoğu da benim durumumdaydı. Ayağıma uygun 2
çift ‘sağ’ ayakkabı ile kalakaldım. O kış , hep, seçtiğim
potinlerin ‘sollarının’ geleceği kamyonu gözledim.''
Hüzünlü bir hava masaya hakim olmuştu. Genç kıza göre; bu
gibi durumlar insanları sosyalizmden soğutuyordu. İnsanlar,
daha iyi ve kaliteli tüketmek arzusundaydılar. Kaliteli ve
"solları" bulunan ayakkabılar istemekteydiler. Gülümseyerek
ağzımdan birkaç kelime çıktı. "Desene; bu potin meselesi
sistemi sarsıyor'' deyiverdim. Gülüşmeler ve peşi sıra yeni
konular geldi.
Aslında potin meselesi o günlerde Türkiye’yi de sarsıyordu.
Sümerbank’ ın özelleştirilmesi gündemdeydi. Hep bir ağızdan
"canım efendim artık devlet potin üretmeyi, mintan dokumayı
bıraksın" diyordu. Özelleştirme üzerine konuşmalar "devlet
potin üretmesin'' cümlesiyle başlıyordu. "Potin işi'' esaslı
düşünülmesi gereken bir konuydu!
TÜRKİYE’DE ÖZELLEŞTİRME
Türkiye’de son 20 yılda çeşitli özelleştirme uygulamaları
yaşandı. Bugüne kadar 200’e yakın kamu kuruluşu çeşitli
yöntemlerle özelleştirildi. Ancak, yapılan özelleştirmeden
elde edilen gelirler, özelleştirmeler için yapılan
harcamalardan daha az oldu! Özelleştirme gelirleri masrafları
karşılayamadı! İlk zamanlar özelleştirmenin temel amacının
çalışanı kuruluşa ortak etmek olduğu söyleniyordu. Çalışanlar
çalı ştıkları şirketlere ortak olacak, bu şekilde sermaye
tabana yayılacaktı. Ancak, bu da gerçekleşmedi! Kamu varlık ve
tesisleri ağırlıklı olarak blok satış yöntemiyle satıldı.
Mülkiyet halka yayılamadı! Özelleştirme ile yolsuzlukların
azalacağı iddia edilirdi. Ancak, ‘en değerli yolsuzluklar’
özelleştirme uygulamalarında gerçekleşti. Türkiye ekonomisinin
hava fotoğrafında özelleştirme alanı en gri ve karanlık bölge
oldu.
Çoğunluğu ne oldukları belirsiz şirketlere ve kişilere
satılan kuruluşlar, kapkaççılara ve yap satçıların elinde
kaldı. Özelleştirme, ulusal ve uluslararası mafyanın oyun
alanı haline geldi. Bugün artık, özelleştirme gelirleriyle
sadece devlet borçlarının azaltılması, faiz oranlarının
düşürülmesi hedeşeniyor. Sadece, satmak her şeyi satmak
konuşuluyor, en iyi satıcılık yarışıyor. Güneş Taner’in
yerini, Unakı tan alıyor. Yıllar önce potinlerinin ‘sollarını’
bir kış boyunca bekleyen genç kız, tıp tahsilini tamamladı,
hekim oldu, arkadaşımla da evlendiler. Ara sıra evlerine
uğrarım. Evin girişindeki ayakkabı dolabı hep dikkatimi çeker
, sayı sız kadın ayakkabısı kutularında istişenmiş bir şekilde
durur. Geçen gün , arkadaşımla konuşuyoruz: ‘ nasılsın , mutlu
musun’ diye sordum. ‘ her şey güzel ama şu ‘potin meselesi’
canımı sıkıyor’ dedi. Genç kadının tek tutkusu ayakkabılar
olmuş, tüm maaşını ayakkabıya yatırıyormuş, evde ayakkabı
koyacak yer kalmamış!
Arkadaşım, "potin meselesi, sosyalizmden sonra evliliğimizi
de sarsıyor " diyor.
Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans.
com adresinden bakılabilir |