» İletişim | » Anasayfam Yap | » Sık Kullanılanlara Ekle

ali bilge için BİRGÜN İNTERNET BASKISI Kullanıcı İşlemleri  Çıkış
 25 Temmuz 2005 
 HAVA DURUMU | İLETİŞİM |  ARŞİV-ARAMA | PDF sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
 Spor
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

443. Hafta
  8 15 36  
  37 43 44  

443. Hafta
  2 14 15  
  31 34 3  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge
Metni büyültün Metni küçültün
alibilge@birgun.net
Potin meselesi 25/07/05

1980’lerin sonlarıydı, komşumuz Bulgaristan’la gerilimli günler yaşıyorduk. Sınır açılmıştı, binlerce Türk asıllı Bulgar vatandaşı Türkiye’ye giriş yapıyordu. İstanbul’da, çocukluk arkadaşımla yemekte buluştuk. Yanında kız arkadaşı da vardı. Genç kız Bulgar göçmeni Türklerdendi. Bulgaristan’da tıp okuyordu ama öğrenimi yarıda kesilmişti Ağır baskıların gelece ğini anlayan baba, 2 kızını ve eşini Türkiye‘ ye yollamıştı. Çok zor günler geçirdiklerini anlatıyordu. Güzel ve alımlı bir yüzü vardı, zor gülümsüyordu. Dördüncü sınıfa kadar okuduğu Tıp tahsiline yeniden devam etmeye çabalıyordu. Bulgaristan’da okuduğu yılları kabul ettirmeye çalışıyordu.

Okul sorunu ve göç dalgası konuşuldu, daha sonra konu, sosyalizme ve sosyalist sistemin sıkıntılarına geldi. Genç kız komsomol üyesi olmuş , eğitim de almıştı. Aslında sosyalist olduğunu söylüyor ancak mevcut haliyle sistemin tıkandığına işaret ediyor ve eleştirilerini de sıralıyordu. Birkaç yıl sonra da, Sovyetler Birliği ve diğer tüm sosyalist ülkelerde siyasal rejim değişecekti. Genç kız anlatıyordu. "Ayakkabı kamyonu yılda 2 kez okula gelirdi , hepimiz heyecanla beklerdik. Yeni ayakkabılarla dolu kamyon okulun bahçesine potinleri boşaltırdı. Biz çocuklar, ayakkabı tepesine doğru koşar, çığlık çığlığa ayağımıza uygun potinleri seçerdik. Ortaokulun 2. senesiydi, o kış için gelen potinlerden aynı renkte ve numarada ayağıma uygun bir çift yapamadım. Arkadaşları mızın çoğu da benim durumumdaydı. Ayağıma uygun 2 çift ‘sağ’ ayakkabı ile kalakaldım. O kış , hep, seçtiğim potinlerin ‘sollarının’ geleceği kamyonu gözledim.''

Hüzünlü bir hava masaya hakim olmuştu. Genç kıza göre; bu gibi durumlar insanları sosyalizmden soğutuyordu. İnsanlar, daha iyi ve kaliteli tüketmek arzusundaydılar. Kaliteli ve "solları" bulunan ayakkabılar istemekteydiler. Gülümseyerek ağzımdan birkaç kelime çıktı. "Desene; bu potin meselesi sistemi sarsıyor'' deyiverdim. Gülüşmeler ve peşi sıra yeni konular geldi.

Aslında potin meselesi o günlerde Türkiye’yi de sarsıyordu. Sümerbank’ ın özelleştirilmesi gündemdeydi. Hep bir ağızdan "canım efendim artık devlet potin üretmeyi, mintan dokumayı bıraksın" diyordu. Özelleştirme üzerine konuşmalar "devlet potin üretmesin'' cümlesiyle başlıyordu. "Potin işi'' esaslı düşünülmesi gereken bir konuydu!

TÜRKİYE’DE ÖZELLEŞTİRME

Türkiye’de son 20 yılda çeşitli özelleştirme uygulamaları yaşandı. Bugüne kadar 200’e yakın kamu kuruluşu çeşitli yöntemlerle özelleştirildi. Ancak, yapılan özelleştirmeden elde edilen gelirler, özelleştirmeler için yapılan harcamalardan daha az oldu! Özelleştirme gelirleri masrafları karşılayamadı! İlk zamanlar özelleştirmenin temel amacının çalışanı kuruluşa ortak etmek olduğu söyleniyordu. Çalışanlar çalı ştıkları şirketlere ortak olacak, bu şekilde sermaye tabana yayılacaktı. Ancak, bu da gerçekleşmedi! Kamu varlık ve tesisleri ağırlıklı olarak blok satış yöntemiyle satıldı. Mülkiyet halka yayılamadı! Özelleştirme ile yolsuzlukların azalacağı iddia edilirdi. Ancak, ‘en değerli yolsuzluklar’ özelleştirme uygulamalarında gerçekleşti. Türkiye ekonomisinin hava fotoğrafında özelleştirme alanı en gri ve karanlık bölge oldu.

Çoğunluğu ne oldukları belirsiz şirketlere ve kişilere satılan kuruluşlar, kapkaççılara ve yap satçıların elinde kaldı. Özelleştirme, ulusal ve uluslararası mafyanın oyun alanı haline geldi. Bugün artık, özelleştirme gelirleriyle sadece devlet borçlarının azaltılması, faiz oranlarının düşürülmesi hedeşeniyor. Sadece, satmak her şeyi satmak konuşuluyor, en iyi satıcılık yarışıyor. Güneş Taner’in yerini, Unakı tan alıyor. Yıllar önce potinlerinin ‘sollarını’ bir kış boyunca bekleyen genç kız, tıp tahsilini tamamladı, hekim oldu, arkadaşımla da evlendiler. Ara sıra evlerine uğrarım. Evin girişindeki ayakkabı dolabı hep dikkatimi çeker , sayı sız kadın ayakkabısı kutularında istişenmiş bir şekilde durur. Geçen gün , arkadaşımla konuşuyoruz: ‘ nasılsın , mutlu musun’ diye sordum. ‘ her şey güzel ama şu ‘potin meselesi’ canımı sıkıyor’ dedi. Genç kadının tek tutkusu ayakkabılar olmuş, tüm maaşını ayakkabıya yatırıyormuş, evde ayakkabı koyacak yer kalmamış!

Arkadaşım, "potin meselesi, sosyalizmden sonra evliliğimizi de sarsıyor " diyor.

Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans. com adresinden bakılabilir

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» Gardaşımın malları gaspedilmiştir!   / 4 Temmuz 2005
»»» Hegemonun maskarası   / 27 Haziran 2005
»»» Schröder'in çıkmazı: Telafi adaleti   / 30 Mayıs 2005
»»» Bizim Anne'miz   / 16 Mayıs 2005
»»» Hitler'in doğum günü partisi   / 9 Mayıs 2005
»»» Hegemonun enerjisi   / 2 Mayıs 2005
»»» IMF'den dostça kopuş   / 18 Nisan 2005
»»» Çocuklarınızı çiftçi olarak yetiştirin   / 11 Nisan 2005
»»» Vergi vermeyip, borç verenlerin sonu   / 4 Nisan 2005
»»» Kurtlar Sofrası   / 28 Mart 2005
»»» Hegemon ne zaman nalları diker?   / 21 Mart 2005
»»» Türkiye - ABD ilişkileri ve hegemonun du...   / 14 Mart 2005
»»» Derviş'in seçimi   / 7 Mart 2005
»»» Bedel ödemek   / 21 Şubat 2005
»»» Talan tünelleri   / 14 Şubat 2005
»»» Arşiv

 YAZARLAR
» Adnan Bostancıoğlu
» Ahmet Çakmak
» Aidan White
»» Ali Bilge  
» Ayça Atikoğlu
» Aydan Çelik - POTKAL
» Ayla Yılmaz
» Aziz Konukman
» Aziz Çelik
» Baskın Oran
» Bülend Karpat
»» Bülent Forta  
» Can Gazalcı
» Cemali Özkan
» Cevdet Eken
» Cihan Oskay
» Cüneyt Cebenoyan
» Cüneyt Akman
» Derman Abi
» E.Ahmet Tonak
» Engin Kattanalp
» Erbil Tuşalp
» Ercan Karakaş
» Erden Kosova
» Ertuğrul Yalçınbayır
» Ferhat Aktan
» Fikri Sağlar
»» Göksel Bozkurt  
» Güldal Kızıldemir
» Haluk Geray
» Hayri Kozanoğlu
» Hayri Cem
» Hrant Dink
» Hürser Tekinoktay
»» İskender Gürdöl  
» Kadir Cangızbay
» Kemal Kılıçdaroğlu
» Kemal Saydamer
» Kıvanç Koçak
» L.Doğan Tılıç
» Mahmut Şenol
»» Melih Pekdemir  
» Mete Çubukçu
» Metin Özuğurlu
» Metin Yeğin
» Muammer Bayburtluoğlu
» Muhsin Kızılkaya
» Mustafa Demirkanlı
» Necdet Saraç
» Necip Süleyman Doğulu
» Oğuz Oyan
» Oğuzhan Müftüoğlu
» Ömer Madra
» Pati Değinmeleri
»» Reha Mağden  
» Rıdvan Akar
» Sami Evren
» Saruhan Oluç
» Sedat Bozkurt
»» Selçuk Candansayar  
» Sezai Temelli
» Süreyyya Evren
» Tan Morgül
» Tanıl Bora
» Tayfun İçli
» Tuna Kiremitçi
» Ufuk Uras
» Uğur Bekdemir
» Vefa Çiftçioğlu
» Yalçın Ergündoğan
» Yaşar Seyman - ASMİN

  Google Arama
   birgun.net www