|
70'li yıllar boyunca devrimci-sosyalist gençlik hareketlerinin
en temel talebi Bağımsız Türkiye' idi. ABD-NATO hakimiyetinden
kurtulmak en önemli hedefti. Bağımsız Türkiye talebi, gençlik
hareketleri dışındaki toplumsal kesimlerde de ciddi taban
bulmuştu.
Ülkelerinin siyasi ve iktisadi bağımsızlığı uğruna nice canlar
veren, yeri göğü inleten Bağımsız Türkiye talepli 70'li yılların
gençleri , 1980 Eylül darbesi sonrasında neo-liberalizm sosu
ile terbiye olmaya başladılar. Yeni dalgada evrilen bu bağımsızlık
tutkunu nesil, 90'lı yıllarda ekonomi, siyaset ve medyada
mevziler elde etmeye, Merkez Bankası yönetimi dahil, ekonomi
yönetiminde söz sahibi olmaya başladılar.
Neo-liberal küreselleşme etkisinde yaşlanmaya başlayan 70'lerin
gençliği, bağımsızlık taleplerinde 'ufak' bir değişiklik yaptılar.
Bağımsız Türkiye istemi, Bağımsız Merkez Bankasına tedavül
edildi. Yeni bağımsızlık tutkusu, talep mekanını da değiştirmişti.
Meydanlar yerini, 5 yıldızlı otel salonlarına, televizyon
ekranlarına bırakmıştı.
Ekonomik sorunların pek çoğu, özellikle enflasyon, MB'nın
bağımsız olmamasına bağlanıyordu. Siyaset MB'dan elini çekmeliydi.
Bağımsızlık fiyat istikrarını, fiyat istikrarı da ekonomik
istikrarı sağlayacaktı. MB'nın bağımsızlığı, sihirli ve büyüleyici
bir anlam ifade etmeye başlamıştı. 70'lerin gençliği, çetin
bir mücadele verdi , belki Bağımsız Türkiye'yi elde edemediler
ama sonunda bağımsız bir MB yasasına (Nisan 2001) kavuştular.
DEMOKRASİ AÇIĞI
Tek başına , MB' nın yasal bağımsızlığına bağlayamayacağımız
nedenlerle de olsa, fiyat istikrarı sağlandı. Ancak, fiyat
istikrarı, ekonomik istikrarı- finansal istikrarı sağlayamadı!
Yüksek borçluluk sorunu çözülemedi! 2001 krizinde MB' sı reformu
yapıldı, 4 yıldır MB'sı bağımsız bir yasayla yönetiliyor.
Peki, MB'sı ne kadar bağımsız? En az bağımsızlık kadar önemli
olan ve bağımsızlığın garantisi saydamlık ve hesap verilebilirlik
unsurları ne düzeyde?
Soruların cevabı için Dr. Caner Bakır'ın; 'MB bağımsızlığı,
hesap verilebilirliği ve saydamlığı: TCMB uygulaması ve uluslar
arası bir karşılaştırma' başlıklı makalesine başvurmak durumundayız.*
Makalede , TCMB ile Avrupa Merkez Bankası ve 8 gelişmiş ülke
MB'sı , geliştirilen/ Bakır'ın geliştirdiği indekslerle analiz
ediliyor. Dr. Bakır'a göre, TCMB en iyi 3. yasal bağımsızlık
puanına sahip durumdadır. TCMB; İngiliz, Japon, ABD, Avustralya
, Kanada MB' larından daha bağımsızdır. Dr. Bakır makalesinde
, yüksek yasal bağımsızlığa sahip MB' larının, ülkelerde demokrasi
açığına sebebiyet verdiklerine de dikkat çekmektedir. Demokrasi
açığını; atanmışların, seçilmişlere göreli üstünlüğü olarak
tanımlayabiliriz. Başka bir deyişle demokrasi açığı; bürokratik
cumhuriyetin, demokratik cumhuriyete galebe çalmasını -yani
ülkemizin hikayesini- ifade etmektedir. Demokrasi açığı, MB'larının
saydamlık düzeyleri ile dengelenebilmektedir.
Peki; TCMB'nin yüksek yasal bağımsızlığı, saydamlık ve hesap
verilebilirlik düzeyleri ile dengeleniyor mu? Dr Bakır, bu
soruya olumsuz yanıt veriyor. Çünkü , MB' larının kamuoyuna
ve seçilmişlere hesap verilebilirlik durumunu da içeren saydamlık
sıralamasında, TCMB , en düşük puana sahip 3 ülke arasında
bulunuyor.
TCMB'nın düşük saydamlığa sahip olmasının nedenlerini Caner
Bakır şöyle özetliyor: 1- Enflasyonun örtük hedeflenmesi veya
TCMB Kanunu'nda enflasyon hedefinin rakam veya aralık olarak
belirtilmemesi , 2-Para politikası oluşturmakta kullanılan
makroekonomik modellerin kamuoyu ile paylaşılmaması, 3- Para
Politikası Kurulu (PPK) toplantı tutanaklarını ve oylama sonuçları
yayımlamaması, (Bu hususta, MB yöneticilerini uyarmaktan dilimizde
tüy bitti! ) 3- PPK'nın geleceğe yönelik açık değerlendirmelerde
bulunmaması, 4- TCMB'nin operasyonel hedefinin belirtilmemesi.
Sonuç: 1-TCMB'nin , yüksek yasal bağımsızlığı; düşük saydamlık
düzeyi ile dengelenmemektedir. 2- MB' sı, demokrasi açığı
yaratmaktadır. 70'li yıllarda bağımsız ve demokratik Türkiye
peşinde koşan sevgili Merkez Bankası yöneticilerine duyurulur:
Dikkat edin, bu demokrasi açığıdır , diğer açıklara pek benzemez!
Benden söylemesi; demokrasi açığını kapatmaya başlayın!
*Makale, İktisat-İşletme ve Finans Dergisinin Ağustos sayısında
yayınlanmıştır.
|