|
Henüz Cumhuriyet ilan edilmemiştir, Lozan görüşmeleri
sancılı bir şekilde devam etmektedir. 13 Ocak 1923, günü
Mustafa Kemal Paşa, bir tetkik seyahati için Batı Anadolu’ya
hareket eder. Ziyaretin başladığı gün, Kemal Paşa ’nın annesi
Zübeyde Hanım, İzmir’de vefat eder. Eskişehir, İzmit , Bursa
illerini kapsayan ziyaretler, İzmir’de son bulur. Mustafa
Kemal, 29 Ocak’ta Latife Hanımla evlenir , 17 Şubat’ta İzmir
İktisat Kongresi toplanı r. Yeni evliler, 18 Şubat günü
Ankara’ya hareket ederler.
Yaklaşık iki ay süren bu seyahatte, Gazinin konuşmaları ve
temasları çok önemlidir. Yakın gelecekte, ‘ nasıl bir ülke’
kurulacağına ve ‘ nasıl bir yönetim biçimi’ izleneceğine,
gerçekleştirilmesi muhtemel reformlara ilişkin çok önemli
mesajları içeren bir seyahattir. Kemal Paşa, savaşla barış
arası netameli bir geçiş sürecinin yaşandığı bu dönemde,
meclisin yapısından rahatsızdır. Birinci meclisin işlevini
tamamladığı düşüncesindedir. Kendi kontrolünde bir meclis
kompozisyonu planlamaktadır. Gezinin, en önemli
görüşmelerinden biride, İstanbul’dan gelen gazetecilerle,
İzmit’te yapı lan mülakatlardır.
16 Ocak 1923 gününde ve İzmit Kasrı’ ndayız, Mustafa
Kemal’in gazetecilerle toplantısı sabah saat 9.5’ ta
başlamıştır. İki gün sürecek görüşmelerde pek çok önemli
hususa değinilmiştir. Mülakatlar sırasında Kürtlerin konumları
da söz konusu olmuştur. Kurulacak yeni idare içinde, Kürtlerin
pozisyonu da gündeme gelmiştir. Vakit gazetesi Başyazarı Ahmet
Emin Bey (Yalman)’ın ‘ Kürtlük sorunu nedir? Bir iç sorun
olarak temas buyurursanı z çok iyi olur’ sorusunu Mustafa
Kemal cevaplandırırken şunları söyler:
ÖZERK LİVALAR !
"Kürt sorunu; bizim yani Türklerin çıkarına olarak da
kesinlikle söz konusu olmaz. Çünkü bildiğimiz gibi bizim milli
sınırımız içinde var olan Kürt unsurlar o şekilde
yerleşmişlerdir ki, pek az yerlerde yoğundur. Fakat
yoğunluklarını kaybede kaybede ve Türk unsurunun içine gire
gire , öyle bir sınır doğmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır
çizmek istersek Türklüğü ve Türkiye’yi mahvetmek gerekir.
Sözgelimi, Erzurum’a kadar giden, Erzincan’a, Sivas’a kadar
giden, Harput’a kadar giden bir sınır aramak gerekir.
Ve hatta, Konya çöllerindeki Kürt aşiretlerini de gözden
uzak tutmamak gerekir. Dolayısıyla başlı başına bir Kürtlük
düşünmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu gereğince
zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. O halde, hangi
livanı n (sancak) halkı Kürt ise, onlar kendi kendilerini
özerk olarak idare edeceklerdir. Bundan başka Türkiye’nin
halkı sözkonusu olurken onları da beraber ifade etmek gerekir.
İfade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait sorun
yaratmaları daima mümkündür. Şimdi Türkiye Büyük Millet
Meclisi, hem Kürtlerin hem de Türklerin sahibi vekillerden
oluşmuştur , bu iki unsur bütün çıkarlarını ve kaderlerini
birleştirmiştir. Yani onlar bilirler ki, bu ortak bir şeydir.
Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olmaz."*
Mustafa Kemal Paşa’nın bu sözlerine katılırsınız
katılmazsınız, doğru bulursunuz bulmazsınız ama Gazi’nin Kürt
sorununun varlığını beyan ettiğini görmek durumundası nız.
Zaten, bu sözleri sarf eden Gazi, kısa bir süre sonra tavır
değişecektir. Tutum değişikliğin nedenlerini ve doğruluğunu bu
yazıda tartışma imkanımız yok. Ancak tarihçiler; Mustafa
Kemal’in söz konusu açıklamalarını, eski meclisin dağıtılması
ve yapılacak seçimlerle meclisin yenilenmesine yönelik, bir
taktik olduğunu ileri sürmektedirler. Sn. İsmail Göldaş’a göre
esas sorun; " ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak" ve " doğru
olmaz" kavramlarından çıkıyordu. M.Kemal; Kürtlük sorununu
ayrı bir sınır çizme olarak değerlendirecek ve 1923’ten sonra
Kürt olgusu tümüyle "tenkil, tehcir, asimilasyon, askeri
operasyon" kavramları ve davranışlarıyla, orduya bırakılmış
olarak çözdürmeye başlayacaktı. 1923 Ocak ayı ortalarında
İzmit Kasrı’nda söylenmiş olan "liva/özerklik/Kürt" sözcükleri
Meclis’in dağıtılmasına yönelik politik ifadeler olarak
kalacaklardı.
‘ Önce özerk liva, sonra Kürt yoktur’ dedik, 70 yıl sonra
‘realiteyi tanıyoruz, AB’nin yolu Diyarbakır’ dan geçer’ dedik
, şimdi ‘Kürt sorunu vardır’ diyoruz. Çözümü ortaya koymayan
ancak sorunu kabul eden bir durum !
Başbakan’ın açıklamalarını; AB müzakere başlangıç tarihine
ve olası erkene alınmış seçimlere yönelik politik bir taktik
olup olmadığını , çözüm içeriğinin nasıl doldurulacağını,
aklımızı uykuya yatı rmadan dikkatle izlemek durumundayı z.
*İsmail Göldaş, Takrir-i Sükun Görüşmeleri1923 Seçimleri ,
Belge Yay.
*Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans.com
adresinden bakılabilir. |