|
Cumhuriyet’ in ilanını takip eden yıllarda ülkenin
doğusunda çok sayıda Kürt isyanı yaşanır. 1925 Şeyh Sait, 1930
Ağrı en önemli isyanlardır. Dünyada yaşanan büyük ekonomik
bunalımın etkileri, Türkiye’de de ziyadesiyle
hissedilmektedir. Celal Bayar, 1932 yılında İktisat
Bakanlığı'na böyle bir ortamda getirilir. Sürekli meydana
gelen isyanlar nedeniyle, 1935’de ‘Tunceli Vilayetinin
İdaresine İlişkin Kanun’ çıkarılır. Kanuna göre bölgeye,
Dördüncü Umum Müfettişi sıfatıyla, olağanüstü yetkilere sahip
askeri bir vali atanır. Valinin bölgede yaşayanları ‘göç
ettirme yetkisi’ bile bulunmaktadır.
Bakanlığının 4. yılında, Bakanlık personelinin ve
bizzat Celal Bayar’ın, bölgede yaptıkları incelemeler
sonucunda bir Şark Raporu hazırlanır. Raporun, Cumhurbaşkanı
Atatürk ve Başbakan İsmet İnönü isteği üzerine hazırlandığı
tahmin edilmektedir. Bayar, Şark Raporu'nu Birincikanun
(Aralık) 1936’da, ‘gayet mahrem ve zata mahsus’ ibaresiyle
makama takdim eder. Sn. Nurşen Mazıcı’nın Bayar’ın Başbakanlık
dönemini araştırırken gün ışığına çıkarttığı, bölgenin
iktisadi ve siyasi vaziyetini ortaya koyan rapor şöyle
başlıyor:
“Doğu illeri, bizim rejimimize gelinceye kadar kati
bir tarzda hakimiyetimiz altına girmemiştir. Şarkta, bugün
için dahi tamamen yerleştiğ imiz iddia olunamaz. Dayanacağımız
en mühim kuvvet ordumuz ve jandarmamızdır” !
Raporda ; devlet cihazının tam olarak
kurulamadığının, düzgün bir şekilde yürüyemediğinin de altı
çiziliyor. Bölgede çalışan bürokratların yetersizliğinden söz
ediliyor. Hükümet binalarının perişanlığına, memurlar için
ikametgah inşasının çok mühim bir mesele olduğuna değiniliyor.
''Devlet otoritesinin tesisi için ikametgahların yapılması
zarurettir'' deniliyor. Lojman şart!
Önemli bir tespitte şu: ''Bölgede yaşayanlara,
yabancı bir unsur oldukları, resmi ağızdan ifade edildiği
takdirde, elde edilecek sonuç bir tepkiden ibaret olabilir”.
Yani, bölgede yaşayanlara “Kürt dememek lazım” diyor!
Kürt oldukları için bazı vatandaşların
okutturulmadıkları, devlet işlerine karıştırılmadıkları
belirtiliyor, bu vatandaşları anavatana bağlamak için nasıl
bir sistem takip edileceğini, görevli memurların da
bilmedikleri ifade ediliyor! Rapor; “Bölgede yaşayan
vatandaşları sisteme bağlamanın yollarını bulmalıyız ” diyor.
Görevli memurların, kişisel görüşlerine ve keyfiyetine göre
bölgeyi yönetmelerinin önüne, bu şekilde geçilebileceğine
dikkat çekiliyor! Toprak dağıtımının bölgede yaşayanları
devlete ve anavatana bağlayabilmenin en temel yolu olduğu
ehemmiyetle vurgulanıyor. Ancak toprak dağıtımının, sorunun
çözümü için tek başına yeterli olmadığı belirtilmekte ve kredi
vererek üretim imkanlarını arttırmak için mekanizmalar
geliştirmesi gerektiği, ayrı ca yetiştirilen ürünlerin
satışını sağlayacak bir sistemin kurulması da önerilmektedir.
Devletle, bölge halkının kaynaşmasının, bu yolla
gerçekleşebileceği düşünülmektedir. Bölge halkını devlete
bağlayabilmenin bir diğer yolu olarak da, muhitteki nüfuz
sahibi zorba takımı ve derebeylerin aileleri ile birlikte iç
vatana nakledilmesi önerilmektedir. Nakil mutlaka şarttır
diyor!
Şark Raporu; isyanlardan sonra bölgede Türklük ve
Kürtlük ihtirasının şahlandığından söz ediyor. İsyan edenleri
cezalandırmak için kullanılan şiddetin manasını anlaşılır ve
yerinde buluyor ancak isyandan sonra bölgede fark
gözetmeksizin idareyi sürdürmek için bir ilerleme
kaydedilmediğini de vurguluyor. Rapor, bölge halkına farklı
muamele yapıldığını, ayrımcılık yapıldığını tespit ediyor!
Bölgeye ilişkin en eski rapor olduğunu tahmin
ettiğimiz bu belgeyi, köşe yazısında özetlemek mümkün değil.
Ancak, 70 yıldır dile getirilen pek çok sorunun, yaklaşımın
günümüze kadar intikal ettiği anlaşılmaktadır. Cumhuriyet
tarihi boyunca, DoğuKürt sorunu, hep ekonomik geri kalmışlıkla
açıklanmaya çalışıldı. Ancak, sorun hep askeri önlemlerle
çözülmek istendi. 82 yıllık Cumhuriyetin yarısına yakın bir
sürenin, bölgeyi anavatana bağlamak, için yapılan düşük
yoğunluklu savaşlarla geçtiği, bir türlü itiraf
edilememektedir. Askeri çözüm yerine, sivil inisiyatifin
geliştirilmesini, siyasi ve iktisadi çözümlerin devreye
sokulmasını, AKP hükümeti sağlayabilecek midir? Yanıtlanması
gereken esas soru budur.
Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans.
com adresinden bakılabilir. |