» İletişim | » Anasayfam Yap | » Sık Kullanılanlara Ekle

ali bilge için BİRGÜN İNTERNET BASKISI Kullanıcı İşlemleri  Çıkış
 12 Eylül 2005 
 HAVA DURUMU | İLETİŞİM |  ARŞİV-ARAMA | PDF sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
 Spor
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Kent
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

443. Hafta
  8 15 36  
  37 43 44  

443. Hafta
  2 14 15  
  31 34 3  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge
Metni büyültün Metni küçültün
alibilge@birgun.net
12 Eylül ve bürokratik cumhuriyet 12/09/05

Cumhuriyet 82, demokrasimiz 60 , İç Hizmet Kanunumuz 70 yaşında ! Peki; Cumhuriyeti ve Demokrasiyi biliyoruz da, nedir bu İç Hizmet Kanunu ?

 Efendim, bu kanun TSK’nın İç Çalışma Esaslarını düzenler. 10 Haziran 1935’te kabul edilmiştir. Ancak bu yasa, 1960 darbesinden sonra değiştirilmiş, 4 Ocak 1961’de, bugün de geçerli olan, İç Hizmet Kanunu yürürlüğe girmiştir. TSK’nın, darbe yapabilmesine ‘sözde yasal dayanak’ veren, işte bu kanunun meşhur 35. maddesidir.

 Madde şöyledir: ''Silahlı Kuvvetler'in vazifesi, Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır'' Yasaya göre hazırlanan yönetmeliğin 85. maddesi de, TSK'nın görevini , ''Türk yurdu ve cumhuriyetini içe ve dışa karşı lüzumunda silahla korumak...'' diye ifade etmiştir.

 1960’ta ilk darbeyi yapanlar , ‘yahu, nerede sizin yasal dayanağınız’ diye sorulduğunda, apışıp kalmışlar, ‘hay Allah bunu hiç düşünmedik, hemen bir dayanak bulmalıyız’ telaşına düşmüşler, derhal 1935 tarihli TSK iç hizmet yönetmeliğini keşfetmişler, ‘ işte biz bu yönetmeliğe göre darbe yaptık’ demeye başlamışlar. Önce yönetmeliği bulmuşlar, ancak kendileriyle ‘yönetmeliğe göre darbe mi yapılır, ’ diye alay edilince, masaya kanunu da koymuşlar, ancak hala ellerini kuvvetli hissedemedikleri için, aceleyle bugün yürürlükte olan kanunu ve onun meşhur 35. maddesini ‘güçlendirerek’ kabul etmişlerdir.

 Darbecilerin yolu artık çok açıktır, sarılacakları ‘sözde yasal dayanak’ kuvvetlendirilmiş bir şekilde emre amadedir! Kapı gibi kanun ve 35. maddesi vardır. Artık, 12 Mart 1971’ deki gibi muhtura verilebilir , 12 Eylül 1980’deki gibi darbe yapılabilir, 28 Şubat’taki gibi gizli örgütlenmeler - Batı Çalışma Grubu gibikurulabilir. Generaller; her türlü siyasi konuşmayı yapabilir, hükümetleri kritik edebilir, her türlü konuda siyasi müdahale de bulunabilirler. Yetki ve güç 35. maddedir! Varsa yoksa 35. madde!

 35. madde müthiş bir hukuk harikasıdır. Kanunundan aldığınız yetkiyle Anayasayı ortadan kaldırabilirsiniz! Yeniden , tekrar yeniden, devlet yapabilirsiniz! Toplumun iradesi meclisi yapar ancak ordunun iradesi meclisi yıkar! Hiç önemli değildir, gücünü 35. maddeden alan bir ordumuz vardır, sürekli devlet yapar.

 Anadolu işgalinde, önce halk bir meclis yapmıştır, o meclis orduyu kurmuştur, orduda Cumhuriyeti yapmıştır. TC ‘ni, büyük çoğunluğu asker kökenli olan Osmanlı bürokratları kurmuştur. Meclis halkın, Cumhuriyet bürokrasisinin eseridir! Bu nedenle gücünü demokrasiden değil, bürokrasiden alan bir Cumhuriyet olduk. Türkiye Bürokratik Cumhuriyet Devleti !

 Bürokratik Cumhuriyet, 2. dünya savaşı sonrasında, ABD’nin uydusu haline gelmeye başladı ve soğuk savaşın milli güvenlik doktrini ile tanıştı. Milli Güvenlik ideolojisi ile bürokratik cumhuriyet evlendi. Sonrasında, 3 darbe ve sayısız darbe girişimi yaşandı.

 TSK; soğuk savaşta NATO’nun en güçlü 2. ordusu oldu. Sola , sosyalizme ve demokrasinin gelişmesine karşı, elden gelen her şey yapıldı. ABD; TSK içinde özel harp daireleri oluşturdu. ABD’nin kurduğu gladiolar, Türk milliyetçiliğini geliştirdiler, Türk milliyetçiliği militarize edildi.

 70’ler, bir iç savaş içinde geçti, 6000’ne yakın insan öldü. Devlet dinciliği, ABD’nin yeşil kuşak politikasıyla kaynaştırıldı. Etnik sorunlar, dinsel haklar, demokratik haklar yok sayıldı, dış politika da ABD’nin hep dümen suyunda olundu.

 Soğuk savaşın üzerinden 15 yıl geçti, ne yazık ki Türkiye soğuk savaşın bittiğini geç kavradı. Ancak geçte olsa AB’ yi kavradı ve bu yolda ciddi gelişmeler kaydedildi. Kopenhag kriterleri kağıt üzerinde yerine getirildi, çok önemli demokratik reformlara imza atıldı, sivil siyasetin kapsam alanı genişletildi. MGK görünürde sivilleştirildi.

 Ancak TSK, sivil hayatın emrine henüz girmiş değil, gün olmuyor ki siyasi alana TSK müdahale etmesin, istihbarat faaliyetinde bulunmasın. Üstelik, ‘sözde darbelerin dayanağı’ olan , İç Hizmet Kanununun 35. maddesi hala yürürlükte bulunuyor. 3 Ekim’de müzakerelere başlamayı bekliyoruz, 25. yılında ‘12 Eylülcüleri yargılayalım’ diyerek meydanları dolduruyoruz ama, 35. madde hala duruyor.

 25 yılda yeni bir demokratik anayasa yapı lması başarılamadı, geniş kitlelerle buluşan bir sol hareket oluşturulamadı, BİRGÜN 15 bin bile satmıyor, 35. madde hala duruyor. Peki, biz kendimizi yargılıyor muyuz?

 *Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans.com adresinden bakılabilir.

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» 6-7 Eylül Olayları, IMF Dünya Bankası ve...   / 5 Eylül 2005
»»» Şark Raporu   / 29 Ağustos 2005
»»» Kürt sorunu   / 15 Ağustos 2005
»»» Potin meselesi   / 25 Temmuz 2005
»»» Gardaşımın malları gaspedilmiştir!   / 4 Temmuz 2005
»»» Hegemonun maskarası   / 27 Haziran 2005
»»» Schröder'in çıkmazı: Telafi adaleti   / 30 Mayıs 2005
»»» Bizim Anne'miz   / 16 Mayıs 2005
»»» Hitler'in doğum günü partisi   / 9 Mayıs 2005
»»» Hegemonun enerjisi   / 2 Mayıs 2005
»»» IMF'den dostça kopuş   / 18 Nisan 2005
»»» Çocuklarınızı çiftçi olarak yetiştirin   / 11 Nisan 2005
»»» Vergi vermeyip, borç verenlerin sonu   / 4 Nisan 2005
»»» Kurtlar Sofrası   / 28 Mart 2005
»»» Hegemon ne zaman nalları diker?   / 21 Mart 2005
»»» Arşiv

 YAZARLAR
» Adnan Bostancıoğlu
» Ahmet Çakmak
» Aidan White
»» Ali Bilge  
» Ayça Atikoğlu
» Aydan Çelik - POTKAL
» Ayla Yılmaz
» Aziz Konukman
» Aziz Çelik
» Baskın Oran
» Bülend Karpat
»» Bülent Forta  
» Can Gazalcı
» Cemali Özkan
» Cevdet Eken
» Cihan Oskay
» Cüneyt Cebenoyan
» Cüneyt Akman
» Derman Abi
» E.Ahmet Tonak
» Engin Kattanalp
» Erbil Tuşalp
» Ercan Karakaş
» Erden Kosova
» Ertuğrul Yalçınbayır
» Ferhat Aktan
» Fikri Sağlar
»» Göksel Bozkurt  
» Güldal Kızıldemir
» Haluk Geray
» Hayri Kozanoğlu
» Hayri Cem
» Hrant Dink
» Hürser Tekinoktay
» İnönü Alpat
»» İskender Gürdöl  
» Kadir Cangızbay
» Kemal Kılıçdaroğlu
» Kemal Saydamer
» Kıvanç Koçak
» L.Doğan Tılıç
» Mahmut Şenol
»» Melih Pekdemir  
» Mete Çubukçu
» Metin Özuğurlu
»» Metin Yeğin  
» Muammer Bayburtluoğlu
» Muhsin Kızılkaya
» Mustafa Demirkanlı
» Nazım Alpman
» Necdet Saraç
» Necip Süleyman Doğulu
» Oğuz Oyan
» Oğuzhan Müftüoğlu
» Ömer Madra
»» Pati Değinmeleri  
»» Reha Mağden  
» Rıdvan Akar
» Sami Evren
» Saruhan Oluç
» Sedat Bozkurt
»» Selçuk Candansayar  
» Sezai Temelli
» Süreyyya Evren
» Tan Morgül
» Tanıl Bora
» Tarık Günersel
» Tayfun İçli
» Tuna Kiremitçi
» Ufuk Uras
» Uğur Bekdemir
» Vefa Çiftçioğlu
»» Yalçın Ergündoğan  
» Yaşar Seyman - ASMİN

  Google Arama
   birgun.net www