|
Cumhuriyet 82, demokrasimiz 60 , İç Hizmet Kanunumuz 70
yaşında ! Peki; Cumhuriyeti ve Demokrasiyi biliyoruz da, nedir
bu İç Hizmet Kanunu ?
Efendim, bu kanun TSK’nın İç Çalışma Esaslarını
düzenler. 10 Haziran 1935’te kabul edilmiştir. Ancak bu yasa,
1960 darbesinden sonra değiştirilmiş, 4 Ocak 1961’de, bugün de
geçerli olan, İç Hizmet Kanunu yürürlüğe girmiştir. TSK’nın,
darbe yapabilmesine ‘sözde yasal dayanak’ veren, işte bu
kanunun meşhur 35. maddesidir.
Madde şöyledir: ''Silahlı Kuvvetler'in vazifesi, Türk
yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye
Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır'' Yasaya göre hazırlanan
yönetmeliğin 85. maddesi de, TSK'nın görevini , ''Türk yurdu
ve cumhuriyetini içe ve dışa karşı lüzumunda silahla
korumak...'' diye ifade etmiştir.
1960’ta ilk darbeyi yapanlar , ‘yahu, nerede sizin
yasal dayanağınız’ diye sorulduğunda, apışıp kalmışlar, ‘hay
Allah bunu hiç düşünmedik, hemen bir dayanak bulmalıyız’
telaşına düşmüşler, derhal 1935 tarihli TSK iç hizmet
yönetmeliğini keşfetmişler, ‘ işte biz bu yönetmeliğe göre
darbe yaptık’ demeye başlamışlar. Önce yönetmeliği bulmuşlar,
ancak kendileriyle ‘yönetmeliğe göre darbe mi yapılır, ’ diye
alay edilince, masaya kanunu da koymuşlar, ancak hala ellerini
kuvvetli hissedemedikleri için, aceleyle bugün yürürlükte olan
kanunu ve onun meşhur 35. maddesini ‘güçlendirerek’ kabul
etmişlerdir.
Darbecilerin yolu artık çok açıktır, sarılacakları
‘sözde yasal dayanak’ kuvvetlendirilmiş bir şekilde emre
amadedir! Kapı gibi kanun ve 35. maddesi vardır. Artık, 12
Mart 1971’ deki gibi muhtura verilebilir , 12 Eylül 1980’deki
gibi darbe yapılabilir, 28 Şubat’taki gibi gizli örgütlenmeler
- Batı Çalışma Grubu gibikurulabilir. Generaller; her türlü
siyasi konuşmayı yapabilir, hükümetleri kritik edebilir, her
türlü konuda siyasi müdahale de bulunabilirler. Yetki ve güç
35. maddedir! Varsa yoksa 35. madde!
35. madde müthiş bir hukuk harikasıdır. Kanunundan
aldığınız yetkiyle Anayasayı ortadan kaldırabilirsiniz!
Yeniden , tekrar yeniden, devlet yapabilirsiniz! Toplumun
iradesi meclisi yapar ancak ordunun iradesi meclisi yıkar! Hiç
önemli değildir, gücünü 35. maddeden alan bir ordumuz vardır,
sürekli devlet yapar.
Anadolu işgalinde, önce halk bir meclis yapmıştır, o
meclis orduyu kurmuştur, orduda Cumhuriyeti yapmıştır. TC ‘ni,
büyük çoğunluğu asker kökenli olan Osmanlı bürokratları
kurmuştur. Meclis halkın, Cumhuriyet bürokrasisinin eseridir!
Bu nedenle gücünü demokrasiden değil, bürokrasiden alan bir
Cumhuriyet olduk. Türkiye Bürokratik Cumhuriyet Devleti !
Bürokratik Cumhuriyet, 2. dünya savaşı sonrasında,
ABD’nin uydusu haline gelmeye başladı ve soğuk savaşın milli
güvenlik doktrini ile tanıştı. Milli Güvenlik ideolojisi ile
bürokratik cumhuriyet evlendi. Sonrasında, 3 darbe ve sayısız
darbe girişimi yaşandı.
TSK; soğuk savaşta NATO’nun en güçlü 2. ordusu oldu.
Sola , sosyalizme ve demokrasinin gelişmesine karşı, elden
gelen her şey yapıldı. ABD; TSK içinde özel harp daireleri
oluşturdu. ABD’nin kurduğu gladiolar, Türk milliyetçiliğini
geliştirdiler, Türk milliyetçiliği militarize edildi.
70’ler, bir iç savaş içinde geçti, 6000’ne yakın
insan öldü. Devlet dinciliği, ABD’nin yeşil kuşak
politikasıyla kaynaştırıldı. Etnik sorunlar, dinsel haklar,
demokratik haklar yok sayıldı, dış politika da ABD’nin hep
dümen suyunda olundu.
Soğuk savaşın üzerinden 15 yıl geçti, ne yazık ki
Türkiye soğuk savaşın bittiğini geç kavradı. Ancak geçte olsa
AB’ yi kavradı ve bu yolda ciddi gelişmeler kaydedildi.
Kopenhag kriterleri kağıt üzerinde yerine getirildi, çok
önemli demokratik reformlara imza atıldı, sivil siyasetin
kapsam alanı genişletildi. MGK görünürde sivilleştirildi.
Ancak TSK, sivil hayatın emrine henüz girmiş değil,
gün olmuyor ki siyasi alana TSK müdahale etmesin, istihbarat
faaliyetinde bulunmasın. Üstelik, ‘sözde darbelerin dayanağı’
olan , İç Hizmet Kanununun 35. maddesi hala yürürlükte
bulunuyor. 3 Ekim’de müzakerelere başlamayı bekliyoruz, 25.
yılında ‘12 Eylülcüleri yargılayalım’ diyerek meydanları
dolduruyoruz ama, 35. madde hala duruyor.
25 yılda yeni bir demokratik anayasa yapı lması
başarılamadı, geniş kitlelerle buluşan bir sol hareket
oluşturulamadı, BİRGÜN 15 bin bile satmıyor, 35. madde hala
duruyor. Peki, biz kendimizi yargılıyor muyuz?
*Ali Bilge'nin eski yazılarına www.isletmefinans.com
adresinden bakılabilir. |