» İletişim | » Anasayfam Yap | » Sık Kullanılanlara Ekle

ali bilge için BİRGÜN İNTERNET BASKISI Kullanıcı İşlemleri  Çıkış
 21 Ekim 2005 
 HAVA DURUMU | İLETİŞİM |  ARŞİV-ARAMA | PDF sesonline.net      

 Ana Sayfa
 Güncel
 Birgün PAZAR
 Çalışma Yaşamı
 Ekonomi
 Dış Haber
 Dış Forum
 Forum
 Yaşam
 Kültür Sanat
 Yazı Dizisi
 Spor
» Yazarlar
 Sevmek Tanımakla Başlar
 Dünya Yalnız Bizim Değil
 Kirpi
 Kent
 Nasıl Bir Gazete?

Milli Piyango
Biletinizin numarasini yazin.
 
Tam Liste

443. Hafta
  8 15 36  
  37 43 44  

443. Hafta
  2 14 15  
  31 34 3  

 Günün Köşe Yazıları

Ali Bilge Ali Bilge
Metni büyültün Metni küçültün
alibilge@birgun.net
Büyüme sorunsalı ve gelecek 17/10/05
Türkiye, 2001 yılında çok büyük ve derin bir iktisadi kriz yaşamıştır. Kriz, ekonomiyi daralmaya itmiş, ciddi mali kayıplara, en önemlisi yüksek oranda işsizliğe neden olmuştur. Türkiye ekonomisi kriz sonrası 3 yılda, yüksek oranda büyüme performansı kaydetmiştir. Ancak yaşanan yüksek oranlı büyümelere karşın, istihdamda yeterli artış sağlanamamış, işsizlik sorununda mesafe alınamamıştır. İktisadi büyüme işsizliği çözememiştir. Mevcut durum ‘işsiz büyüme’ olarak tanımlanmaktadır.

Yapılan akademik araştırmalar; birincisi, krizin yükünün esas olarak ücretlilerin üzerinde kaldığını göstermektedir. İkincisi, düşük ücret ve daralan istihdamdan kaynaklanan, emek verimliliğine dayanan, bir büyüme olduğunu ortaya koymaktadır.

Sadece, emeğin verimliliğine dayanan büyümeyle de, toplumsal refah yaratılamamakta, gelir dağılımı düzeltilememekte , yoksulluk azaltılamamaktadır. Yıllar boyu düşük ücrete dayalı büyüme sağlamakla da, gelişmiş ülke olunamamaktadır. Bu durum, tüm gelişmekte olan ülkeler için de, Çin için de, Türkiye için de geçerlidir. Gelişmiş ülke demek, ücretleri de gelişmiş ülke demektir. Düşük ücrete dayalı büyümek, saygın bir durum da değildir. Üstelik sürdürülebilir de değildir. Bu nedenle büyümenin, verimliliğin kaynakları çok önemlidir. Ciddi kafa yormak gereklidir. Önümüzdeki yıllarda, Türkiye’nin yüksek büyüme hızı gerçekleştirmesi halinde, AB ile olan müzakereleri daha güçlü bir şekilde sürdürülebileceği düşünmek için, kahin olmaya gerek yoktur. Türkiye gerçek, sağlıklı, sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirdiği takdirde, AB ile olan ilişkileri, AB'nin Türkiye'yi kendi arasına katma isteği, çok daha güçlü bir şekilde gelişecektir. O halde, Türkiye sağlıklı bir büyümeyi nasıl sağlayacaktır? Yanıtlanması gereken soru budur. Nasıl bir modelle ve hangi kaynaklarla, yüksek ve sürdürülebilir büyümeyi yakalayacağız?

Son günlerde sürdürülebilir büyümenin kaynağı olarak görülen yabancı sermaye üzerine tartışmalar yoğunlaşmıştır. Başbakan Erdoğan ve AKP sözcüleri, Ramazan ayını, yabancı sermayeye iman etmekle geçirmektedir. Sahurdan iftara, sermaye duaları okunmaktadır. Başbakan kendisini yabancı sermayeyi çekmekle yükümlü pazarlamacı ilan etmiştir. Başbakan Erdoğan’ın, 80’lerin Thatcher-Özal çizgisini takip ettiği aşikardır. Sermaye ırkçılığı, ulusal sermaye tartışmaları gırla gitmektedir. Ancak hiç kimse, özelleştirmelerle gelen yabancı sermayenin iktisadi etkilerinin neler olacağı üzerine düşünmemektedir. Özelleştirme militanları ile ulusalcılık, histerik bir şekilde çarpışmaktadırlar. Akıl dışılık ve fanatizm duruma hakimdir, tavan yapmıştır.

GERÇEK BÖYLE Mİ?
Önceki yazılarda da değinmiştik, doğrudan yabancı sermaye , finansal sermayeye göre, daha tercih edilen bir durumdur.

Kalıcı ve istihdam yaratıcı etkileri olacağı düşüncesiyle, hükümetlerce ve kamu oyunca kabul gören bir sermaye türüdür.

Derde ilaç, bir sermaye olduğu varsayılır. Oysa gerçek, böyle midir?

UNTACD’ın 2003 raporuna göre , 1990’larda Latin Amerika ülkelerinde (Arjantin, Brezilya ve Meksika) yabancı sermaye girişinin ulusal gelire oranı, ortalama 4 puan artmıştır, ancak bu ülkelerde, sanayide yapılan gayri safi sermaye yatırımları azalmıştır.

Çünkü, gelen yabancı sermayenin büyük kısmı özelleştirmedir.. Sadece mevcut firmalar el değiştirmiştir.. Yabancı sermaye girişi var, fakat yatırım yok, dolayısıyla büyümeye ve istihdama katkıda yok..

Tespit edilen diğer bir hususta şudur: ülkeye özelleştirme dışında gelen (DYY) doğrudan yabancı sermayenin dahi, olumsuz katkıları olmaktadır.

Ülkeye gelen DYY’ lerin, başlangıçta, ulusal gelirin artmasına olumlu katkısı olmakta, ancak gelen bu sermaye, karı transfer edecek net dövizi yaratmıyorsa, ülkenin dış hesaplarına, yani ödemeler dengesine, olumsuz etkide bulunmaktadır.

Brezilya’da, Çin’de, DYY’lerin kâr transferleri, bu ülkelerin ödemeler dengesi hesapları üzerine, ciddi bir baskı oluşturmaktadır.

Kısa vadeli sıcak paraya tercih edilen, yüksek borcun ve işsizliğin çözümü olarak görülen doğrudan yabancı sermayeden doğabilecek, muhtemel ödemeler dengesi krizleri üzerine, günümüzde pek çok tartışma ve değerlendirme mevcuttur.

Hükümetin, muhalefetin ve ekonomi bürokrasisinin iyi tartışılmış ve hesaplanmış bir yabancı sermaye politikası olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu kafaylada, vurulacak duvar çoktur.

««Geri Dön | Başa Dön  Yazdır Arkadaşınıza Gönderin

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
»»» Büyüme sorunsalı ve gelecek   / 17 Ekim 2005
»»» Avrupa Birliği: Konum, yapı ve kültür   / 3 Ekim 2005
»»» Sevgili Fransa’mızın Doğu’da...   / 19 Eylül 2005
»»» 12 Eylül ve bürokratik cumhuriyet   / 12 Eylül 2005
»»» 6-7 Eylül Olayları, IMF Dünya Bankası ve...   / 5 Eylül 2005
»»» Şark Raporu   / 29 Ağustos 2005
»»» Kürt sorunu   / 15 Ağustos 2005
»»» Potin meselesi   / 25 Temmuz 2005
»»» Gardaşımın malları gaspedilmiştir!   / 4 Temmuz 2005
»»» Hegemonun maskarası   / 27 Haziran 2005
»»» Schröder'in çıkmazı: Telafi adaleti   / 30 Mayıs 2005
»»» Bizim Anne'miz   / 16 Mayıs 2005
»»» Hitler'in doğum günü partisi   / 9 Mayıs 2005
»»» Hegemonun enerjisi   / 2 Mayıs 2005
»»» IMF'den dostça kopuş   / 18 Nisan 2005
»»» Arşiv

 YAZARLAR
» Adnan Bostancıoğlu
» Ahmet Çakmak
» Aidan White
» Ali Bilge
» Ayça Atikoğlu
» Aydan Çelik - POTKAL
» Ayla Yılmaz
» Aziz Konukman
» Aziz Çelik
»» Baskın Oran  
» Bülent Forta
» Can Gazalcı
» Cemali Özkan
» Cevdet Eken
» Cihan Oskay
»» Cüneyt Cebenoyan  
» Derman Abi
»» E.Ahmet Tonak  
» Engin Kattanalp
» Erbil Tuşalp
» Ercan Karakaş
» Erden Kosova
» Ertuğrul Yalçınbayır
» Fikri Sağlar
» Gençay Gürsoy
» Güldal Kızıldemir
» Göksel Bozkurt
» Haluk Geray
» Hayri Cem
» Hayri Kozanoğlu
»» Hrant Dink  
» Hürser Tekinoktay
» Kadir Cangızbay
» Kemal Saydamer
» Kemal Kılıçdaroğlu
» L.Doğan Tılıç
» Mahmut Şenol
» Melih Pekdemir
» Mete Çubukçu
» Metin Yeğin
» Metin Özuğurlu
» Muammer Bayburtluoğlu
» Muhsin Kızılkaya
» Nazım Alpman
»» Necdet Saraç