| Türkiye 3 Ekim tarihinden itibaren AB ile müzakere
sürecine girmiştir. Müzakere öncesi yapılan tarama süreci ise
devam etmektedir. Bundan böyle, Avrupa Birliği hayatımızın
ciddi bir parçasıdır. Müzakere sürecinde olmak, AB’de olan
bitenleri, birliğin siyasi ve iktisadi geleceğine ilişkin
olarak yapılan tüm çalışmaları, yakından takip etmemizi
gerekli kılmaktadır. Bugüne kadar BİRGÜN’ deki yazılarımızda,
"enerji meselelerine" olabildiğince yer vermeye çalıştık.
Bugün de, "Avrupa Birliğinde enerji hususiyetlerine"
değineceğiz.
Öncelikle şunu belirtelim: AB, dünya enerji tüketimin en
fazla olduğu bölgelerden birisidir. Ancak, yüksek enerji
tüketimine karşılık, enerji kaynakları yeterli değildir.
Özellikle, AB’nin 25 üyeye ulaşmasıyla birlikte enerjide dışa
bağımlılığı daha da artmıştır.
25 üyeli AB’nin 2005 yılında 1.727,4 milyon ton petrol
eşdeğeri enerji tüketimi gerçekleştireceği hesaplanmaktadır.
AB’nin tüketeceği toplam enerjinin; yüzde 37.4’nün petrol,
yüzde 26.1’nin doğal gaz, yüzde 15.1’nin kömür, yüzde
14.7’sinin nükleer enerji ve yüzde 6.5’nin ise yenilenebilir
enerji kaynakları ile temin edileceği tahmin edilmektedir.
Şimdi, sırasıyla bu enerji kaynaklarının, gelecekte nasıl bir
görünüm arz edeceğine bakalım.
1- Petrol: 25 üyeli AB’nin 2030 yılındaki petrol
üretiminin, 2005 yılına göre yüzde 42 oranında azalacağı,
tahmin edilmektedir. Bugün, AB’de yapılan petrol üretimiyle,
mevcut tüketimini karşılama oranı yüzde 9.9’dur. 2030 yılında
bu oranın, yüzde 4.4 seviyesine gerileyeceği tahmin
edilmektedir.
2- Doğal gaz: Tahminlere baktığımızda durum pek
farklı gözükmemektedir. 25 üyeli AB’nin, doğal gaz üretiminin
2005-2030 döneminde, yüzde 42.5 oranında azalacağı
hesaplanmaktadır. AB’nin doğal gaz tüketiminin AB içi üretimle
karşılama oranı, 2000 yılında yüzde 11.9 iken, 2030 yılında bu
oranın yüzde 5.9 olacağı öngörülmektedir. Rakamlar petrol gibi
doğal gaz açısından da AB’nin dışa bağımlılığının artacağını
göstermektedir.
3- Kömür: Kömür üretiminde son dönemde hızlı
düşüş yaşanmaktadır, üretiminin 2005 - 2030 döneminde yarı
yarıya azalacağı hesaplanmaktadır. AB-25 içerisinde kömür
üretimindeki azalmanın temel nedeni olarak, izlenen çevreci AB
politikaları gösterilmektedir. AB’nin gelecekte ortaya çıkacak
enerji ihtiyacı için kömürün bir alternatif olamayacağı da
belli olmaktadır.
4- Nükleer enerji: AB-25 toplam enerji tüketiminin
nükleer enerji ile karşılanma oranı, 2005 yılında yüzde 15 ‘
tir, 2030 yılında bu oranın, yüzde 9 seviyesine gerileyeceği
öngörülmektedir.
5- Yenilebilir kaynaklar: Genişleyen AB’nin enerji
tüketiminde yenilenebilir kaynakların (rüzgar vbg) payının
2005-2030 döneminde yüzde 6.5’dan, yüzde 8.6’ya yükseltilmesi
hedeflenmektedir. Buna karşılık bu kaynaklarının görünür
gelecekte petrol ve doğal gazın yerini alması olası
değildir.
6- Su kaynakları: AB enerji kaynaklarının
çeşitlendirilmesi açısından hidroelektrik santrallerinin
kullanılması önemli olsa da, sahip olunan su kaynakları
sınırlıdır AB’de bu kaynaktan toplam enerji tüketimin sadece
yüzde 1.6’sı karşılanabilmektedir.
Ayrıca AB ekonomilerinin, önümüzdeki dönemde kaydedecekleri
iktisadi büyüme performansları nedeniylede, enerji ihtiyaçları
artacaktır. 2010 - 2020 yıllarını kapsayan dönemde enerji
ihtiyacının, yüzde 3.5 yüzde 9.7 aralığında artması da
beklenmektedir.
TÜRKİYE DEĞERLENDİREBİLİR Mİ? Özetle; AB-25’in
mevcut rezerv , üretim ve tüketim rakamlarıyla geleceğe
yönelik yapılan projeksiyonlar incelendiğinde dışa bağımlılık
çok açık bir şekilde görülmektedir.
Ortaya çıkan tablo, enerji arzı güvenliği açısından AB için
yeni açılımları zorunlu hale getirmiştir. Birlik enerji
bağımlılığı nedeniyle, arzı çeşitlendirmek zorundadır. Arz
çeşitliği enerjinin güvenliği açısından çok önemlidir. Bu
nedenle, AB’nin seçenekleri arasında çoklu boru hatları
politikası bulunmaktadır. Bu şekilde, enerji ithalâtında
kaynak çeşitliliği yaratılması amaçlanmaktadır.
AB; bugün ve yakın gelecekte enerji ham maddelerine coğrafi
yakınlığı olan ülkelerle, çeşitli projeler üzerine
yoğunlaşacaktır. Gereksinimi olan petrolü ve doğal gazı, boru
hatları aracılığıyla sınırlarına taşımak durumundadır. İşte bu
durum; Türkiye’ye değerlendirmesi gereken çok önemli fırsatlar
sunmaktadır. Bu fırsatlar nelerdir? İzninizle, gelecek
yazımızda bu sorulara yanıt bulmaya çalışalım.
Tüm okuyucuların ve BİRGÜN’ e emeği geçen herkesin, Şeker
Bayramını kutluyorum. |