| Geçen hafta Avrupa Birliği’nin enerji alanında
durumunu ve geleceğini ortaya koymuştuk. 25 üyeli Avrupa
Birliği’nin enerji kaynakları nın yeterli olmadığını, yakın
gelecekte dışa bağımlılığın artacağını belirtmiştik.
AB’nin petrol ve doğal gaza artan bağımlılığı nedeniyle
enerji ham maddelerine ilişkin arz çeşitliliği ve güvenliği
sorunları ile karşı karşıya olduğundan söz etmiştik. Birlik,
enerji açığını ithalat yoluyla karşılamaktadır, yakın
gelecekte durumun değişmeden devam edeceği
anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla AB, gereksinimi olan petrol ve doğal gazı
sınırlarına taşımak zorundadır. Taşıma seçenekleri içinde en
öne çıkan ve maliyet avantajı nedeniyle boru hatlarıdır.
Ancak, taşıma maliyetleri açısından petrol ile doğal gaz ciddi
farklılık göstermektedir. Petrolün tankerlerle daha düşük
maliyetle deniz yolu ile taşınması na karşın, doğal gazın bu
yöntemle taşınabilmesi için sıvılaştırılması, (LNG’ye
dönüştürülmesi) kullanıma geçmeden önce tekrar gaz haline
getirilmesi gerekmektedir. Bu operasyon, hem ilave teknik
zahmetleri gerekli kılmakta hem de daha maliyetli olmaktadır.
Bu nedenle doğal gazda tercih edilen yol, boru hatlarıdır.
Aslında, AB enerji stratejilerinde; denizlerin güvenliği
nedeniyle petrolünde, boru hatları ile taşınması tercih
edilmektedir. 1960’lardan itibaren uluslararası suların
güvenliği ABD’nin elindedir!
AB; petrol ithalatının çok büyük kısmını, yaklaşık yüzde
24’nü, AB üyesi olamayan fakat bir Avrupa ülkesi olan,
Norveç’ten karşılamaktadır. İkinci sırada, yüzde 22’lik bir
payla Rusya gelmektedir. AB’nin petrol ithalatında Orta Doğu
ülkelerinin payı, 1/3 bile değildir. Dünya petrolünün %65’nin
bu bölgede olduğu, üstelik ucuz rezervler olduğu
düşünüldüğünde, AB’nin yakın gelecekte Ortadoğu’dan ithalatını
artırmayı hedeşediği aşikârdır.
Şimdi bir de; AB’nin doğal gaz ithalatına bakalım:
sırasıyla Rusya %39, Norveç %26, Cezayir %25 ile pay
almaktadır. AB’nin enerji alanında ki en önemli dokümanı olan
‘Green Paper’da, 2020 yılında AB’nin petrol ve doğal gazda,
%70 oranında dışa bağımlı olacağı hesaplanmaktadır.
SONUÇLAR ve FIRSATLAR.. Sonuçları özetleyelim:
1-AB’nin dışa bağımlılığı artmaktadır ve ihtiyacını ithalat
yoluyla karşı layacaktır. 2-Petrol ve doğal gazı büyük ölçüde
‘çoklu boru hatlarıyla’ taşımak tercih edilmiştir. 3-Enerjide,
Rusya’ya olan bağımlılığın azaltılması ve ithalatın (arzın)
güvenliği için, ithalat yapılacak bölge -ülke-kaynak
çeşitliliğinin artırılması amaçlanmıştır.
İşte bu durum Türkiye için değerlendirilmesi gereken
fırsatlar sunmaktadır:
1-Türkiye dünya enerji rezervlerinin (doğal gaz ve
petrolün) %73’ne komşu bir ülkedir.
2-Çoklu boru hatlarının geçişine en uygun ülkedir. Ayrıca,
Avrasya’nın ve Orta Doğu enerji kaynaklarının deniz yoluyla
taşınmasına da olanakları bulunmaktadır.
3-Türkiye; yaklaşık 8000 km’ lik doğal gaz boru hattına,
6000 km’ lik petrol boru hattına sahip bulunmaktadır.
4-Türkiye, önemli ölçüde enerji arz çeşitliliğine sahip bir
ülke konumundadır. İran
-RusyaTürkmenistan-Mısır-Azerbaycan-Irak-Cezayir gibi pek çok
ülkeyle petrol ve doğal gaz alım anlaşması bulunmaktadır.
5-Ayrıca, AB projeleri çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve
İtalya’nın doğal gaz şebekelerinin birbirine bağlanması
çalışmaları devam etmektedir. Yunanistan ve Türkiye’yi
bağlayan 300 km’lik hat 2006’da bitecektir. Bu durum;
Yunanistan ve İtalya’nın son dönemde gösterdiği ‘ dostluğu’
anlamak için yeterli bir nedendir!
6-Ayrıca, Rusya, Hazar ve Orta Doğu kaynaklarını AB ‘ye
bağlamaktaşımak için TürkiyeBulgaristan-Romanya-Macaristan ve
Avusturya ile 3600 km uzunluğunda bir hattın proje çalışmaları
devam etmektedir.
7-Mısır ve Ortadoğu enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden
AB’ye iletilmesine yönelik olarak pek çok proje
geliştirilmektedir.
8-AB’nin talepleri arasında işlenmiş petrol ürünleri
bulunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye, rafine edilmiş petrol üssü
olmaya aday bir ülkedir. TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesine
gösterilen yerli ve yabancı ‘iştahın nedeni’, bu olsa
gerekir!
SON SÖZ olarak şunu söylemek mümkündür: Başkası işletmediği
taktirde…DÜKKANIN YERİ İYİDİR!
NOT: Yaklaşık 19 aydır BİRGÜN’e haftada bir yazı
yazarak katkıda bulunmaya çalıştım. İzninizle bir süre ara
vermek istiyorum. 30 aydır devam eden, BİRGÜN gibi bağımsız
bir yayın olan AÇIK RADYO programlarını da, bu dönem 15 günde
bire çektik.
BİRGÜN’ de yer almaktan onur duydum ve keyif aldım.
‘Tebdilihava’ isteğimin anlayışla karşılanacağı inancıyla,
BİRGÜN’e emek verenlere ve tüm okuyuculara saygılarımı
sunuyorum. |