|
30 Haziran
1944 akşamı Washington ve Atlantic City'den 2 özel tren kalktı. İki
trende ağzına kadar 'şık ve kibar' beylerle doluydu.Rivayete göre,
trende az sayıda kadın yolcu vardı. Birbirleriyle, çok sayıda Avrupa
diliyle konuşan, 700 kişilik topluluğun yolculuğu, New Hamshire'in,
görkemli dağlarındaki Bretton Woods'aydı.Burada düzenlenen Birleşmiş
Milletler Para ve Finans Konferansı'na katılacaklardı. 2.Dünya
Savaşı sona ermemişti.Ancak müteffikler lehine sonuçlanacağı
görülüyordu. 44 ülkenin buluştuğu bu konferansı, ABD Başkan'ı
Roosevelt düzenlemişti.
22 gün
süren toplantıların amacı, savaş sonrası için uluslararası iktisadi
düzenin kurallarını oluşturmaktı.Dünya Bankası ve IMF'nin temelleri
bu toplantılarda atıldı.Bretton Woods'un 60.yılında bu iki kurum,
özellikle IMF, çok ciddi eleştirilerle karşı karşıya.1997'deki Asya
krizi sonrasında ünlü iktisatçı Jeffry Sacs, istihzalı bir vurguyla,
'dünya ekonomisi IMF'ye bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir'
demişti.
KÖKTEN SERBEST
PİYASACI
IMF'ye
yöneltilen eleştirilerin başında ,'önerdikleri politikaların
yanlışlığı ve bu politikaları uygulayan ülkelerin başlarının daha
fazla derde girdiği' şeklindedir.Üstelik yanlış politikaların,
belirli bir ideolojik anlayış ve çıkarlar doğrultusunda önerildiği,
'iddia' edilmektedir. IMF'nin karar alma ve politika belirleme
süreçlerine baktığınızda demokratik olmayan bir yapılanma
görüyorsunuz. IMF'de veto hakkına sahip tek ülke ABD'dir.Ülkelerin
işsizlik, yoksulluk gibi sorunları IMF'yi ilgilendirmez.Temel amaç,
krizlere giren ülkelere borç veren kreditör kuruluşların paralarının
kurtarılması olmaktadır.Bu nedenle IMF, 'kökten serbest piyasacı'
kuruluş olarak anılmaktadır.
Rollerin,
piyasalarla kamu arasında dağıtılmasına izin verilmemektedir. 'Başka
yolların varlığı' tartışmaya dahi açılmamaktadır.Ülkelere kabul
ettirdikleri politikaların pek çoğunun araştırmaya dayanmadığı da
ileri sürülmektedir.Yıllar boyunca bütün ülkelere, finansal
serbestleşmenin ekonomik büyümeyi sağlayacağını söylediler, ancak
bunu kanıtlayan tek bir çalışma ortaya koyamadılar.DB'sı, bu konuda
daha dürüst bir tavır izledi, şimdilerde ise IMF, örtük bir şekilde
de olsa, hatasını itiraf etmeye çalışıyor.IMF' nin kendini
sorgulamayan, tartışmayan bir yapısı var.
VER DESTEĞİ AL
PARAYI
Türkiye
gibi yüksek borçlara ve reel faizlere sahip , kronik enflasyon
içinde yaşayan ülkeler, hasta ekonomiler olarak yaşamlarının büyük
bölümünü, IMF hastahanesinde geçirmek durumundalar.Bu ülkeler,
hastahanenin yoğun bakımı ile normal sevisi arasında mekik
dokuyorlar.Ancak doktorların niyeti ve tedavi usulleri hakkında çok
ciddi şüphe ve iddialar var.IMF tavsiyelerine uyan hastaların daha
fazla hastalandığı, ciddiye almayan ve alır gibi yapanların ise daha
az maliyetle krizlerden kurtulduğu ileri sürülüyor. Güney Doğu
Asya'da, Tayland ve Endenozya birinci gruba, Malezya ve Güney Kore
ikinci gruba, örnek gösteriliyor.
Yapılan
ilginç bir çalışmaya göre, ülkelerin IMF'den sağladıkları
kaynakların büyüklüğü ile Birleşmiş Milletlerde ABD lehine
verdikleri oylar arasında yakın bir ilişki söz konusuymuş. ABD'yi
destekleyenler IMF'den daha fazla para alıyorlar.Ver desteği al
parayı! Alıyorlar da, bari iyileşebiliyorlar mı?
Bretton
Woods'un 60'ıncı yılı ve IMF heyetinin ülkemize mu'tad ziyaretleri
münasebetiyle, bu hususları hatırlatmak istedim. İyi haftalar
efendim. |